Yapay Zeka Sadece Bir Teknoloji Devrimi Değil, Rejim Devrimi Yaratacak
Yazılım ekibimiz artık kod yazmıyor. Hepsi Claude ile yazıyor.
Bunu söylerken ekipten kimseyi işten çıkardığımızı kastetmiyorum, henüz. Ama yeni eleman almayı da düşünmüyoruz. Ekip aynı, ama üretimimiz hem hız, hem kalite, hem miktar olarak birkaç katına çıktı. Bu denklemi iş dünyasının geneline yaydığınızda ortaya çıkan tablo son derece net: Önümüzdeki on yılın en büyük sorunu işsizlik olacak.
Bunu “ihtimal” olarak değil, “kaçınılmaz” olarak görüyorum.

Teknoloji her zaman işleri dönüştürdü ama şimdiye kadar hep yeni işler de yarattı. Dokuma tezgahı dokumacıyı değiştirdi, ama mühendis, tamirci, satıcı doğdu. Sanayi Devrimi hem yıktı hem de inşa etti.
Ama bu defa farklı, hem de çok farklı.
Yapay zeka sadece kolların değil, beyinlerin yerine geçiyor. Hukuk, tıp, finans, mimarlık, eğitim, psikoloji ve daha birçok alanda şu an AI uzman insanlardan daha hızlı ve çoğu zaman daha isabetli çıktılar üretiyor. Bu hızla giderse, yerine geçmeyeceği bir alan kalmayacak gibi. Robot teknolojileriyle birleşince bu dönüşüm beyaz yakalıyla kalmıyor, fabrika işçisine, tarım işçisine, lojistik çalışanına da uzanıyor.
“Karanlık fabrika” denen yeni üretim merkezlerini duydunuz mu? İçinde tek bir insan çalışmıyor, lambalar da yakılmıyor çünkü gerek yok. Robotlar 7/24, yorulmadan, maaş istemeden çalışıyor. Bu model artık bir deney değil ve hızla yaygınlaşıyor.
Kapitalizm tarihsel olarak şu dengeyle ayakta kaldı: İnsanlar hem üretir hem de tüketir. Fabrikatör işçiye maaş verir, işçi de o maaşla ürünü satın alır. Döngü kapanır, sistem döner.
Şimdi bu denge kırılıyor.
Üretimden insan çekilince, maaş da ortadan kalkıyor. Maaşı olmayan insanların sayısı arttıkça tüketim de azalıyor. Ama kapitalizmin büyümesi için tüketime ihtiyaç var. Bu kördüğümün tek çözümü olarak öne sürülen şey: Evrensel Temel Gelir.
Ben buna Evrensel Sadaka Sistemi diyorum.
Daha dürüst bir isim bu. Çünkü amacı insanları geçindirmek değil, onları pasif tutmaktır. “Aç köpek fırın deler” diye bir atasözümüz var. O sadakanın asıl işlevi sistemi devirmemeye yetecek kadar tok tutmaktır. Ama bunun ne kadar sürdürülebilir olduğu da ayrı bir soru işareti.
Şimdi şunu düşünün:
Toplumun büyük çoğunluğu işsiz. Üretim araçları (büyük ölçüde yazılım ve robotlardan oluşan) küçük bir azınlığın elinde. Bu azınlık sadakayla avutulan kitleye bakıyor.
Bu tablo insanlık tarihinde hiç görülmedi mi?
Fransız Devrimi’ni yapanlar başka bir gezegenin insanları değildi. Bolşevikler de öyle. Hepsinin ortak özelliği, kaybedecek zincirlerinden başka bir şeylerinin olmamasıydı. Bugünün işsizler ordusunun da kaybedecek sadakasından başka bir şeyi olmayacak.
Tarihin büyük devrimleri hep bu noktada başladı.
Ben ömrüm boyunca iyimser biri oldum. Hala da öyleyim. Bu kaosun sonunda insanlığın çok daha adil bir sisteme ulaşacağına inanıyorum. Üretim araçlarının geniş kitlelere dağıldığı, refahın daha eşit biçimde paylaşıldığı bir düzene. Çünkü bu defa işsiz kalan kitle sadaka ile yetinecek, eğitimsiz, sorgulamayan bir kitle değil. Robotlar ve yapay zeka neden sadece küçük bir azınlığa ait olsun, herkese hizmet etsin, üretilen katma değer herkesin olsun diyebilecek bir kitle.
Bunun alternatifi olarak ikinci bir ihtimal var: George Orwell’in 1984’te tarif ettiği dünya. Tepedeki küçük azınlık, elindeki nükleer silahlar dahil olmak üzere askeri güç, polis gücü, medya ve devlet gücüyle bu baskıyı sürdürmeye çalışacaktır.
Hangi yola doğru gidileceğini belirleyecek olan, önümüzdeki on yıllarda bu dönüşümü fark eden insanların ne kadar erken ve ne kadar organize hareket edeceği olacaktır.
Yapay zeka bir teknoloji devrimi yaratacak, bu kesin, ama asıl önemlisi, bir rejim devrimi de yaratacak.
Categories: Bütün Yazılar, İnternet Dünyası
Evrensel temel gelir yerine nüfusu azaltırlar. Gereksizse neden varolsun?
Nufus azaltilirsa urettiklerini kime satacaklar?
Yazılım geliştirme gibi konularda “işi bilen” kişilerin elinde iyi sonuçlar üretebilir yapay zeka ajanları ama yetkin olmayan ellerde yine kötü sonuç üretiyor. Mesleğimiz değişiyor, bu açık ama değişimin olumsuz yönde olacağını düşünmüyorum. Artık yetersiz insan kaynağı ve yüksek maliyetler yüzünden yapılamayan işleri yapar hale gelebiliriz. Yetkin bir mühendis artık çok daha üretken olabilir. Zira kodun satır satır yazılması, özellikler boilerplate kod üretimi tamamen YZ ajanlarına devredilebilir.
Yazılım geliştirme dışında kalan, özellikle insan etkileşimi gerektiren alanlarda ise bu kadar iyimser değilim. Genel olarak YZ ürünlerinin “kullanışlı araç” kategorisinde kalacağını ve şu an yatırımcı piyasasındaki büyük iştah ve heyecanın sahada karşılığının kısıtlı kalacağını düşünüyorum.
“Evrensel Temel Gelir” tarzı senaryolar ise toplumda her alanda büyük bir gerilemeye ve sonunda devrimlere, aşırılıklara giden yolu açar. Hiçbir işe yaramaz kanaatindeyim.
AI, futbolu nasil degistirecek? Artik yedek kulubelerinde verileri ai tarafina yorumlatan asistanlar var. Buyuk takimlar scout okullari gibi yapay zeka modelleri gelistiren bir bolum acip dunyanin en competetive modellerini gelistirip degisiklikleri buna gore mi analiz edecek?
Gelecekte teknik direktorlerin sorumluluklari nasil olacak?
Futbolcular yerine robotlar oynayacak 🙂
Erdem Bey, AI’ın devrim yaptığı ve bunun hızlanacağı kesin. Buna itiraz etmek zor.
Ama senaryo muhtemelen “herkes işsiz kalacak, rejim yıkılacak, herkese UBI verelim” kadar düz ilerlemeyecek.
Son 10-15 yılda influencer, YouTuber, dropshipper, indie hacker gibi klasik anlamda “meslek” olmayan ama değer yaratan yeni sınıflar doğdu. AI sonrasında da benzer bir ara sınıf çıkacak. İşsiz kalan yazılımcı, analist, tasarımcı, beyaz yakalı; “AI ile girişimci” olmaya çalışacak. Mikro girişimci sayısı asimetrik artacak.
Ama gerçek bir problem bulup çözenler yine azınlık olacak. Muhtemelen %1-3. Geri kalanı “AI ile startup kuruyorum” diye LinkedIn’de ürün değil manifest yayınlayacak. 😄
Asıl mesele burada başlıyor.
Devletler “herkese UBI verelim” diyerek bu işi çözemez. Covid’de gördük: havadan yaratılan para yatırımda, tüketimde, arabada, turizmde, gayrimenkulde her yerde enflasyon yaratıyor.
Bu yüzden çözüm sadece “temel gelir” değil; temel yeniden üretim olmak zorunda.
Türkiye’de zaten Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, SGK ve benzeri kanallar üzerinden emekli, dul-yetim, engelli, EYT ve farklı sosyal destek gruplarına fiilen gelir transferi yapıyor. 20-25 milyonluk geniş bir kitle zaten doğrudan ya da dolaylı olarak devletten düzenli gelir alıyor. Ama aktüeryal denge bozuldukça bu ödemelerin reel değeri düşüyor; sosyal devlet kâğıt üzerinde büyürken, vatandaşın eline geçen alım gücü küçülüyor.
Bu yüzden mesele insanları sadece tüketici olarak finanse etmek değil; yeniden üretici hale getirmek.
Tarım, enerji, turizm, savunma, inşaat, sağlık, bakım ekonomisi ve yerel üretim gibi alanlarda ciddi re-skill / upskill ve bölgesel kümelenme politikaları gerekecek. Ülkeler AI’dan boşalan emeği, yeniden gerçek ekonomiye bağlayamazsa UBI çözüm değil, sadece enflasyonun yeni adı olur.
Büyük resimde uluslar refahı; çalışkanlık, akıl, sistem kurma ve rekabet becerisiyle yaratır. Singapur ve Dubai gibi ülkeler verimlilik patlamasını sisteme çevirirken, Türkiye ve Arjantin gibi ülkelerde aynı şok daha çok enflasyon, rant ve gelir erozyonu olarak yaşanır.
Bizim gibi sürdürülebilir refah yaratma kapasitesi sınırlı toplumlarda risk şu: Yeni bir kast sistemi oluşur. Siyasi-bürokratik elit ve çevresi rant üzerinden ikinci, üçüncü kuşaklarının geleceğini kurarken; emek ve üretken sermaye ağır vergilenir. Rant yeterince vergilenmez, emek vergilenir, sermaye vergilenir, bir de üstüne enflasyon vergisi biner.
AI sonrası asıl kırılma burada olabilir.
Vergi tabanı daralırken, işsizlik artarken ve sosyal transfer yükü büyürken devletlerin önündeki gerçek soru şu olacak:
Verimlilik patlamasını kim sahipleniyor, enflasyon faturasını kim ödüyor?
Eğer ülkeler sürdürülebilir refah alanları yaratamazsa, AI sadece üretkenlik devrimi değil; aynı zamanda gelir, mülkiyet ve devlet kapasitesi krizi yaratır.
Yani evet, kaos ve yıkım ihtimali var. Ama bunun sebebi AI’ın insanı gereksiz hale getirmesi değil; toplumların AI’ın yarattığı verimliliği adil, üretken ve sürdürülebilir bir düzene çevirememesi olur.
Buyuk oranda ayni seyleri soyluyoruz, tesekkurler katkiniz icin.