San Sebastian

Daha önce de bir kez geldiğimiz ve bu defa iki gece kaldığımız San Sebastián, Fransa-İspanya sınırını geçtikten sonraki ilk şehir. Önceki gelişimizde burada kalmadan, günü geçirip kaldığımız yere geri dönmüştük.

Önce Gemini’den topladığım temel bilgilerle başlayayım:

Bu genel bilgilerin ötesinde, benim ekleyebileceğim özelliklerin başında güzel restoranların ve barların bulunduğu eski şehrin (old town) sokaklarının canlılığı gelir. San Sebastián deyince tabii ki herkesin aklına gurme şehri geliyor. Buradaki Michelin yıldızlı restoranların ünü tüm dünyada biliniyor. Bu restoranlardaki her bir tabak bir sanat eseri titizliğinde hazırlanıyor ve mümkünse yemek yerine eve götürüp sergilemek isteyeceğiniz kadar estetiğine önem veriliyor. Tabii fiyatları da ona göre, malzeme maliyetinden öte, bir sanat eseri ayarında oluyor. Bu restoranlarda tasting menü fiyatları genelde içki hariç 300 ile 500 euro arasında.

Biz Fransa’dan çok soğuk havadan buraya geldikten sonra nispeten daha ılık bir havada sokaklarda dolaştık, ünlü cheesecake’i La Vina’da yedik, La Concha Plajı’nda baştan sona dolaştık. Michelin restoranlarından çok ekmek üzeri meze olarak tanımlayabileceğim ve pintxos denen yiyecekler bizim daha çok ilgimizi çektiğinden, gidebildiğimiz kadar farklı restoranları denemeye çalıştık.

Otis kumsalda özgürce koşarken soğuk denize girmeyi de ihmal etmedi tabii. Bu plajda insanlar kumlara isimlerini yazıyor, ama bazı kişiler de kuma sanat eserleri sayılacak desenler çizip bahşiş toplamaya çalışıyor. Gel-Git nedeniyle bir süre sonra bu kadar uğraşla yaptıkları desenler yok oluyor.

Kaldığımız otel eski şehre yürüyerek 25 dakika mesafedeydi, zaten bütün şehri ve önemli yerleri 2-3 saat içinde yürüyebilirsiniz.  San Sebastián’ı şehir olarak çok güzel yapan şeylerden biri, tam ortasından geçerek denize dökülen Urumea Nehri. Bu nehir, San Sebastián’ın hem görsel güzelliğini artıran hem de günlük yaşamını organize eden şehirle bütünleşmiş bir unsur. Şehri tarihi merkez ve modern bölgeler olarak ikiye bölen, kentin estetik, ulaşım ve sosyal dokusunu şekillendiren hayati bir su yolu. Nehir üzerindeki 6 tarihi köprü (örneğin Lehendakari Agirre Köprüsü veya Real Sociedad Köprüsü) şehrin mimari tarihini yansıtırken, kıyılarındaki yeşil alanlar yürüyüş ve bisiklet rotalarıyla şehirliler için harika bir yaşam alanı sunuyor. Biz Otis ile buralarda yürümekten büyük keyif aldık.

San Sebastián sık sık ziyaret etmeyi isteyeceğimiz, kendimizi iyi hissettiren ve çok huzurlu bir yer. Denize de girebileceğimiz bir mevsimde buraya tekrar gelebilmeyi çok isterim doğrusu.

Ana yazıya dönmek için tıklayın.