Bundan iki yıl kadar önce, Manisa Gördes’te arkadaşlarımın sahibi olduğu ve 90 dönüm içinde 900 adet ceviz ağacı bulunan Günel Çiftliği’nin yarısına ortak olmuştum. İki yıldır sosyal medyadaki kişisel hesaplarımda burada ürettiğimiz cevizlerden sipariş verebileceğinizi de duyuruyorum. Benim için maddi kazanç beklentisinden ziyade köy kökenli birisi olarak toprağa olan sevgimden dolayı yapılmış bir yatırımdı bu.
Geçen yılın sonlarına doğru, 1991 yılında Ankara Mamak’ta beraber askerlik yaptığımız yakın arkadaşım Burak Erdem’den bir mesaj aldım. Benim toprağa merakımı bilen bu arkadaşım memleketim olan Uşak’ta büyük bir badem çiftliğine yatırım yapma fırsatı olduğunu söyledi. Önce çok ciddiye almadım ama onun ısrarlı mesajları sonunda, zaten babamı da ziyaret etmek için Uşak’a gideceğimden, bir fırsat yaratıp Uşak’ın Ulubey ilçesindeki bu çiftliği de eşimle birlikte ziyaret ettim.
Ulubey’de 77 km ile dünyanın en uzun ikinci kanyonu var. En uzun kanyon ise 446 km ile Amerika’daki Grand Kanyon. Big Tarım A.Ş., bu kanyon üzerinde 14 yıl önce 5 ortak tarafından yaklaşık 1600 dönüm üzerinde büyük emek ve para harcanarak kurulmuş bir şirket. Yaşları 6 ile 10 arasında değişen yaklaşık 80 bin badem ağacı olan bu çiftlikte her şey birinci sınıf malzeme kullanılarak yapılmış. Oldukça zengin su kaynağına sahip 4 adet artezyen kuyusundan çıkarılan su, 20 ve 3 bin ton kapasiteli iki büyük gölette tutuluyor. Burada güneş ile ısındıktan sonra damlama sulama yöntemi ile verimli bir şekilde her ağacın dibine ilaçlama ve gübreleme yapılıyor.

Ziyaretimiz sırasında 10 yıldan bu yana burada işletme müdürlüğü yapan ve kendisi de Uşaklı olan Yüksek Ziraat Mühendisi Mustafa Canaz, bize kuruluşundan bugüne her detayını anlattı. Yaşanılan zorlukları, olası terslikleri ama bir yandan da gelecek yıllardaki potansiyeli anlatırken bir yandan da buraya olan sevgisini çok güzel ifade etti. Ben de ona işin finansal taraflarını sordum, çünkü bana gelen raporlar İngilizce ifade ile ‘too good to be true’ yani gerçek olamayacak kadar iyi görünüyordu. Mustafa’dan aldığım bilgiler bu düşüncemi doğru çıkarsa da gerçekçi rakamlar bile böyle bir yatırımın hala çok çekici olduğunu düşündürdü bana. Tüm bu finansal ya da teknik konuların ötesinde, binlerce ağacın arasında, göz alabildiğince geniş ve arabayla bile her yerini dolaşmanın mümkün olmadığı çok etkileyici bir yer burası. Bu yüzden eşimle ben büyülenmiş bir şekilde, bizim için ciddi miktarda bir parayla yatırım yapmaya karar verdik.
Bu yatırım fırsatından bana bahseden Burak’ın bu konuyla ilgisi de ilginç aslında, biraz da ondan bahsetmem lazım. Burak uzun yıllar çeşitli bankalarda üst düzey bankacılık yaptıktan sonra emekli oldu. Daha sonra çoğunluğu İstanbul Ticaret Odası’ndaki meclis üyelerinden oluşan 100 kişinin her birinin %1 hisse sahibi olarak kurduğu İstanbul Holding’de CEO olarak çalışmaya başladı. Bu arada 700 bine yakın işyeri üyesi ile İTO dünyanın en büyük sivil toplum örgütlerinden birisi. Böyle bir odanın meclis üyesi insanlarının kurduğu İstanbul Holding, çeşitli alanlarda yatırım yapmayı hedefliyor ve bu yatırımlara olabildiğince çok kişiyi de dahil ederek hızlı bir şekilde büyümeye çalışıyor. Bu amaçla da ülkemizin en büyük ihtiyacı olan üretim alanına her sektörden ve seviyeden insanın ya da kurumun yatırım yapabileceği bir yapı olma vizyonu ile hareket ediyor. Big Tarım önlerine gelen ilk fırsatlardan birisi olmuş. Çünkü burayı kuran ve eşit hisseye sahip olan 5 ortaktan emekten çok sermayesi ile ortak olan 4 tanesi aralarında çıkan sorunlardan dolayı hisselerini satmak istemiş. Kalan ortak da zaten başından bu yana bu projeyi hayata geçiren kişi. İstanbul Holding satılık olan %80 hisse için 2023 sonuna kadar geçerli olan uygun bir fiyatla bu 4 kişi ile anlaşmış, ancak gereken para toplanamayınca, Burak da bana ulaşarak bu parayı benim tamamlayabileceğimi söyledi.
Ben de gerekli paranın yaklaşık %20’sini kendim, %45’ini Kokteyl’deki ortaklarım ve bazı yakın arkadaşlarımla, toplam 20 kişi olarak 3 gün içinde topladım ve Big Tarım’ın satılık olan %80 hissenin alınmasını sağladım. Sonrasında da bizim ekibi temsilen ben şirketin yönetim kuruluna girdim ve 5 aydır her ay 7 kişilik yönetim kurulunda her biri farklı sektörde, farklı hayat tecrübesi ve dünya görüşü olan kişilerle son derece uyumlu şekilde aynı hedefe yönelik olarak şirketi yönetiyoruz. 35 yıllık iş hayatımda benim için de son derece farklı ama bir o kadar da öğretici olan keyifli bir süreç yaşıyorum.
İstanbul Holding, yatırımlarını daha kolay, şeffaf ve denetlenebilir yapabilmek için Neo Portföy aracılığı ile bir GSYF (Girişim Sermayesi Yatırım Fonu) kurdu ve bu fon tarım yatırımları yapmayı amaçlıyor. Bizler de hisselerimizi bu GSYF’ye devrediyoruz. GSYF’ler SPK denetiminde olan yapılar olduğundan emeklilik fonları dahil birçok kuruluş ya da kişiden güvenle para toplayabiliyor. Amacımız bu fona hem Big Tarım’ın kazandıracağı gelirle hem de yeni yatırımcılardan gelecek sermaye ile başka tarım yatırımları da yaparak Türkiye’deki önemli tarım fonlarından birisi olmak. Böylece ülkemizin uzun yıllardır çok geri plana itilmiş olan tarım sektörünü ayağa kaldırmaya yardımcı olmak istiyoruz. Tükettiğinden çok üreten bir ülke olmaktan başka çaremiz olmadığını düşünen insanlar olarak bunu başarabileceğimizi sanıyorum. Ben de bu GSYF’nin yatırım komitesinde görev alacağım.
Önümüzdeki dönemde Big Tarım’ın en önemli masraf kalemlerinden birisi olan elektrik ihtiyacını da güneş enerjisi sistemi kurarak çözmeyi planlıyoruz. Eğer verimli olacağını düşünürsek bademleri kırma ve paketleme tesisi hatta belki badem sütü üretimi yapmayı da düşünüyoruz. Bu tesis ile çevredeki başka üreticilerin de daha katma değerli üretim yapmasını sağlayarak gelirlerimizi artırmayı amaçlıyoruz. Türkiye ne yazık ki, tükettiği bademin %75’inden fazlasını ithal ediyor ve bu yüzden kendi üreticimiz ithal edilen badem fiyatları ile satış yapmak durumunda kalıyor. Üreticiyi koruma amaçlı ithal bademe konulan %15 gümrük vergisi ne yazık ki, Birleşik Arap Emirlikleri’nden ithal edilen ürünler için %1. Bu tür bir istisnanın amacını da tahmin etmek zor değil sanırım. Bir yandan bu yanlıştan geri adım atılmasını, bir yandan da ülkemizde tarımın gelişmesi adına üreticileri ithal ürünlere karşı koruyacak adımlar atılmasını umuyorum.
Tarım sektöründe devletin takdir edilecek bir uygulamasından da bahsetmek istiyorum. Tarsim adında devlet destekli bir sigorta var ve bu sigorta sayesinde çiftçiler, don, sel, hastalık, dolu gibi durumlardan dolayı oluşan zararlarını telafi edebiliyor. En güzel tarafı da sigorta yapıldığında üretici ödemesi gereken primin %20’sini sene başında ödüyor, eğer risk gerçekleşmez ve hiç hasar olmazsa kalan %80 ürün hasadından 1 ay sonra ödüyor. Eğer hasar gerçekleşirse kalan %80 teminat miktarından düşülüyor ve üreticiye kalanı ödeniyor. Sigortalanacak ürünün teminat miktarlarını da, hasar durumunda hasarın miktarını da Tarsim’de çalışan ve konusuna hakim insanlar yapıyor. Bu sigorta sistemi olmasa Türkiye’de tarım yapmak imkansız olurdu diyebilirim. Geçen yıl tüm Türkiye’yi kapsayan bir don gerçekleşmiş ve hiç ürün alınamamış ama buna rağmen Tarsim sayesinde bütün zararlar karşılanmış. Bu nedenle bu yıl primler biraz yüksek tutulmuş, çünkü sistemi ayakta tutmak için sigortanın da prim-teminat oranlarını düzgün tutabilmesi şart. Bu yıl da ne yazık ki bir miktar don oldu ve Tarsim görevlileri gelip hasar tespiti yaptılar, buna göre hasat zamanı geldiğinde don olan ağaçlardaki zararımızı Tarsim karşılayacak. Bu yıl 600 tona yakın badem bekliyorduk, şimdi bunun üçte birini alacağımızı sanıyoruz. Ağaçlarımız 5 yıl içinde tam verimliliğe ulaşacak ve 2030 yılında yıllık 1000 ton badem üretebilme kapasitesine sahip olacağız. 1000 ton badem bugünün parasıyla 70 milyon TL civarında ciro demek.
Yatırımın değerini çok sayıda ortağımız olduğu için söyleyemeyeceğim ama tutar olarak da bugüne kadarki en büyük yatırımım diyebilirim. Bu yatırımın ileride bize iyi para kazandıracağını düşünmemin temelde birkaç nedeni var. Birincisi insanlar olarak hepimizin gıdaya ihtiyacı her zaman devam edecek, bu yüzden ülkece üretim yapmak zorunda olduğumuz bir alan. Son yıllarda ithalata dayalı bir ekonomi modeli izlendiği için tarım sektöründe üretim yapanların çok zorlandığı da ortada. Ancak artık yolun sonuna gelindiğini, ithalat yapmak için harcanacak dövizin kalmadığını düşünersek yerli üreticileri desteklemenin bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Türkiye modern tarım konusunda önünde çok yol olan bir ülke. Hala büyük çoğunluk dededen kalma yöntemlerle tarım yapıyor. Tarlalarımız miras vb nedenlerle çok küçük parçalara bölünmüş, hatta bu yüzden tarlaların artık 20 dönümden daha küçük parçalara bölünmesi kanunen yasaklanmış durumda.
Big Tarım, 1600 dönüm gibi çok büyük bir alanı yıllar içinde birçok çiftçiden satın alarak birleştirmeyi başarmış, başına çok bilgili bir yüksek ziraat mühendisi geçirmiş, her türlü modern tarım teknolojileri kurmuş bir şirket olarak bence tüm Türkiye’ye örnek olacak bir çalışma gerçekleştirmiş. Bugün ben bu yatırımı sıfırdan yapmak istesem, en az 15 yıl geçmesini beklemem gerekirdi ve sonunda da bu kadar güzel bir yer yapabilir miydim, emin değilim. Devletin hangi hükümetle yönetildiğinden bağımsız olarak, çiftçiyi ve bütün gıda üreticilerini desteklemek zorunda olduğunu düşünüyorum. Ülkemiz zaten birçok alanda dışa bağımlı hale gelmişken gıdada da bağımlı hale gelirse, bu gerçek bir beka sorunu olur.
Umuyorum bu yatırımımız bütün Türkiye’ye örnek olur ve önümüzdeki yıllarda Türkiye, üretenin el üstünde tutulduğu ve hakkını alabildiği bir ülke haline gelir. Bu sayede tüketim toplumu olmaktan çıkar ve bir üretim toplumu haline gelebiliriz. Bunu başaramazsak üretim toplumu olan diğer ülkelerin taşeronu konumuna düşeceğimiz kesindir.
Aşağıda ağaçların çiçeklendiği ve yeşillendiği dönemlerde çekilmiş iki videonun birleştirilmesiyle oluşan görsel şöleni izlemenizi tavsiye ederim.
Categories: Bütün Yazılar
Çok güzel bir yatırım, hem potansiyeli yüksek hem de manevi olarak tatmin edici. Acaba kaç kişi çalıştırıyorsunuz, yoğun dönemlerde personel bulmakta sıkıntı yaşanıyor mu? Teşekkürler.ç
Kadrolu 12 kisi calisiyor su anda, ama ozel donemlerde cevre koylerden isciler calisiyor. Bildigim kadariyla isci bulmakta simdilik bir sorun yok.
Harika!
Hayirli olsun, basarilar…
Güzel ülkemin devasa verimli toprakları, değerini bilen yatrımcılarımızın artması dileği ile, hasatınız bol olsun.
Tebrikler. Ceviz ve badem kıymetli ürünlen, başarılar. 👏🧿
Çok güzel düşünce. Çok akıllıca bir yatırım. Fakat üretim kadar pazarlamada önemlidir. Pazarlama ayağı iyi kurulursa katma değeri yüksek olur.
harikulade bir iş. 🍬✨🌸