Web’in Evrimi: Web 3.0’ı Yeniden Tanımlamak

Web 3.0, teknoloji dünyasında son dönemin AI’dan sonra en çok konuşulan kavramlarından biri haline geldi. Ancak, tüm bu ilgiye rağmen, genellikle yanlış anlaşılan veya eksik yorumlanan bir konsept olarak karşımıza çıkıyor. Bu yazıda, çok özet olarak internetin Web 1.0’dan Web 3.0’a evrimini inceleyerek, Web 3.0’ın ne olduğu ve aslında ne olması gerektiği konusunda fikirlerimi yazdım.

Web’in Evrimi: Web 1.0’dan Web 3.0’a

Web 1.0: İçerik Kraldır (Content is the King)

1989 yılında İngiliz bilgisayar bilimcisi Tim Berners-Lee, CERN’de World Wide Web (WWW) sistemini geliştirdi ve hiper metin belgelerini birbirine bağlayarak internetin temelini attı. 1991 yılında halkın kullanımına açılan WWW, 1990’ların ortasında statik web sitelerinin ortaya çıkmasıyla yaygınlaşmaya başladı. Bu siteler, çoğunlukla okuma odaklıydı (read-only) ve kullanıcıların yalnızca içerikleri tüketebildiği bir yapıdaydı.

Bu dönemdeki slogan, “Content is King” (İçerik Kraldır) ifadesiydi. Medya ve yazılım şirketleri, kullanıcılar için içerik üretmeye ve bu içerikler üzerinden reklam geliri elde etmeye odaklanmıştı. Ancak Web 1.0, tek taraflı bir deneyim sunduğundan kullanıcılar genellikle pasif kaldı.

Aslında hala birçok web sitesi hem teknolojik olarak hem de felsefi olarak bu dönemde kalmış durumda. 

Türkiye’deki ilk internet girişimcilerinden birisi olarak ben de 1999’da ortaklarımla Türkiye’nin ilk web sitelerinden birisi olan Beygir.com’u açmış ve hiç beklemediğimiz büyük bir ilgi yakalamıştık. Arkasından Mackolik.com, başka projeler ve en son olarak simdi de Ofsayt ile son 25 yıldır hayatımın merkezinde hep internet projeleri var.

Web 2.0: Etkileşim Kraldır (Engagement is the King)

2000’li yılların başında Web 2.0 ile internet dünyası yeni bir döneme girdi. 2004 yılında Facebook’un piyasaya sürülmesiyle kullanıcılar, içerik üreten ve paylaşan aktif birer katılımcıya dönüştü. Kullanıcı tarafından üretilen içerik (user-generated content), bu dönemin temel taşı haline geldi.

Web 2.0’ın odağı içerik kalitesinden çok etkileşime kaydı. Beğeniler, yorumlar ve paylaşımlar ön plana çıktı. Ancak bu, birçok sorunu da beraberinde getirdi. Algoritmalar, daha fazla dikkat çeken içerikleri öne çıkarmaya başladı; bu da bağımlılık yaratarak insanları kalite yerine popülerliği önemsemeye teşvik etti. Gerçeklik algısı zayıfladı, insanların beğeni toplamak için sanal bir dünyaya kapıldığı bir çağ başladı.

Bu dönemin kahramanları ve ünlüleri toplumun hangi kesiminden olduğundan veya yaptığı meslekten bağımsız olarak en çok etkileşim alan kişiler oldu. Bugünün dünyasında artık yeni kral Etkileşimdir.

Şu anda içinde bulunduğumuz bu sanal ve aynı zamanda yapay dünya bir süre daha, en azından yeni bir sosyal medya anlayışı gelinceye kadar, devam edecek gibi görünüyor. Sosyal medyanın nasıl olması gerektiği konusundaki fikirlerimi daha önce yazdığım Yeni Nesil Sosyal Medya başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Web 3.0: Para mı Kraldır? (Is Money the King?)

Web 3.0, genellikle blockchain teknolojisine dayalı, merkeziyetsiz ve kullanıcı odaklı bir internet olarak tanımlanıyor. Henüz Web 2.0’ın tam anlamıyla sona ermediği günümüzde, birçok kişi Web 3.0 çağının başladığını iddia ediyor. Bu kişilerin tamamı aynı zamanda Bitcoin, NFT, Metaverse vs. gibi kavramların peşinde koşanlar.

Web 3.0’ın temel fikri, kullanıcıların katkılarıyla yaratılan değerden adil bir şekilde pay alması gerektiği yönünde. Özellikle sosyal medya platformlarının (örneğin Facebook, Instagram) içerikten kazandığı gelirlerden kullanıcılarına dağıtmaması eleştiriliyor. Ancak bu düşünce ne kadar cazip görünse de pratikte tamamen spekülatif bir ekonomi modeliyle karşımıza çıkıyor ve söylediğinin tam tersine kullanıcıları sömüren bir sisteme dönüşüyor.

Blockchain Tabanlı Web 3.0’ın Gerçekliği

Bugün birçok blockchain tabanlı Web 3.0 projesi, “Büyük Aptal Teorisi” (Great Fool Theory) olarak bilinen modele dayalı bir şekilde çalışır. Bu sistem genelde şu adımları izler:

  1. Bir şirket, kullanıcılarına para kazandıracağını iddia eden bir platform (örneğin XYZ.com) ve kendi kripto parasını (XYZcoin) çıkarır.
  2. Kullanıcılara, platform üzerinde yaptıkları aktiviteler karşılığında XYZcoin dağıtılır.
  3. Kullanıcılar, XYZcoini değerli bir varlık zannedip mutlu olur.
  4. Ancak bu XYZcoinler, genellikle yalnızca spekülatif amaçlarla bir değer taşır. Borsalarda alınıp satılmaya başlanır, fiyatlar kolayca manipüle edilir.
  5. Şirket ve erken yatırımcılar, ellerindeki büyük miktardaki XYZcoini satıp büyük karlar elde ederken, sistemin son aşamasında kalan kullanıcıların ellerinde bu paralar değersizleşir.

Bu tür bütün blockchain tabanlı Web 3.0 sistemleri, kullanıcıların katkılarından gerçek anlamda bir değer üretmek yerine, yalnızca spekülatif kazanç modellerine dayanır. Hiçbirinde coin sahibi olan firma, kullanıcısı ile kendi gerçek kazancından tek kuruş bile paylaşmaz. Şu ana kadar elle tutulur ve güvenilir bir tane bile Web 3.0 projesi çıkmamıştır ve bu felsefeyle çıkamaz da.

Sonuç olarak sürekli konuşulan ama gerçekleşemeyen bu Web 3.0 dönemindeki kral ne içerik ne etkileşim, onların yerine Paradır.

Gerçek Web 3.0: İçerik Tekrar Kral Olmalı

Gerçek Web 3.0, insanların birbirlerinin cebindeki parayı spekülatif gelir modelleri ile almayı hedeflemek yerine, gerçekten herkesin işine yarayan katma değer yaratmak olmalıdır. Kullanıcıların katkılarıyla büyüyen platformlar, bu katkıyı sağlayanlara adil bir şekilde kazanç sağlamalıdır. Bu kazanç, şeffaf ve sürdürülebilir bir sistemde herkesin farklı şekillerde de olsa yarar sağlamasıyla mümkün olabilir.

Dünyanın en büyük şirketlerinden Instagram üzerinden vereceğim örnekle herkese para dağıtmanın mümkün olmadığını açıklayayım:

Instagram’ın 2024 yılı için beklenen yıllık cirosu 75 milyar dolar. Platformun 2,5 milyar aktif kullanıcısı olduğunu düşünürsek, tüm gelir herkese eşit şekilde dağıtılsa bile kullanıcı başına yalnızca 30 dolar düşer. Şirket %50 gibi çok yüksek karlılıkla bile çalışsa ve karın tamamını dağıtsa bu rakam 15 dolara düşer. Karın yarısını kendisine alıp yarısını kullanıcılara dağıtsa kişi başı rakam yıllık 7,5 dolara düşer. Dünyanın en büyük ve en karlı şirketlerinden birisinde bile durum böyleyken, diğerlerindeki durumu siz hayal edin.

Gerçekçi bir modelde, yalnızca platforma yüksek katma değer sağlayan az sayıdaki kullanıcıların maddi kazanç sağlaması mantıklıdır. Örneğin, çok ilgi çeken içerikler üreten kullanıcıların gelirden pay alması sağlanabilir. Diğer kullanıcıların zaten o platformun ana hizmeti neyse o hizmetten yararlanmakla yetinmesi gerekir. Para kazanmak isteyen kullanıcı yüksek katma değer üretir hale gelmelidir. Yoksa bedava peynir sadece fare kapanında bulunur.

Gerçek Bir Web 3.0 Projesi Örneği: Ofsayt Uygulaması

Ofsayt, spor odaklı bir sosyal medya platformudur ve şu prensiplerle çalışır:

  1. Katma Değer: Kullanıcılara canlı maç skorları, istatistikler ve tarihsel bilgiler sunar. Sporla ilgili kaliteli içerik üreten kullanıcıları destekler.
  2. Monetizasyon: Kullanıcılar, platformda etkileşimde bulunarak Ofsayt Kredisi kazanır. Ancak bu krediler yalnızca platform içinde kullanılır ve spekülasyona açık değildir. Kullanıcılar bu kredileri kendi aralarında transfer edemez, sadece Ofsayt içindeki Market’teki ürünleri almak için kullanabilir.
  3. Etik Yaklaşım: Reklam verenler, kullanıcılara doğrudan ulaşamaz. Kullanıcılar, yalnızca kendi isteğiyle reklam içeriklerine erişir ve karşılığında Ofsayt Kredisi kazanır. Sistemin nakit ihtiyacı reklam verenlerin kullanıcılara ulaşmak için Ofsayt’tan satın aldıkları krediler ile sağlanır.
  4. Döngü: Ofsayt, kendi içinde kapalı bir yapı olarak kullanıcılarının büyük çoğunluğuna onların asıl ihtiyacı olan içerikleri sunar. Bu içeriklere katkı yapan influencer niteliği kazanmış kullanıcılar kendileri reklam verenlerle anlaşarak da reklam kazancı elde edebilir.
  5. Sürdürülebilirlik: Ofsayt’ta hizmet ve içerik ne kadar iyiyse o kadar çok kullanıcı uygulamayı kullanır, ne kadar çok kullanıcı olursa o kadar çok reklam veren sisteme para sokar, sisteme ne kadar çok para girerse kullanıcılara o kadar çok kredi dağıtılabilir. Tabii Ofsayt reklam verene ne kadar çok kredi satışı yaparsa, markete daha yüksek değerde ve sayıda ürün koyabilir. Sistem bu haliyle kendi kendini finanse edebilen ve sürekli dengeli şekilde gelişen ve büyüyen bir ekosistem haline gelir.

Bu model, spekülasyondan uzak, sürdürülebilir ve kullanıcı dostu bir Web 3.0 yaklaşımı sunar. Bu sayede kral yeniden olması gerektiği gibi İçerik haline gelir.

Sonuç: Web 3.0’ı Yeniden Tanımlamak

Web 3.0, blockchain veya merkeziyetsizlikten gibi moda ama içi boş terimlerden ibaret olmamalıdır. Web 3.0’i tanımlayan esas amaç, güvenilirlik, gerçek değer yaratımı, anlamlı etkileşim ve gerçekleştirilebilir kazanç paylaşımı olmalıdır.

İçerik tekrar kral olmalı; internet, kullanıcılara gerçek fayda sağlayan bir ekosistem haline dönüşmelidir.

Web 3.0’ın geleceği, spekülatif kazanç modellerini aşarak, insan odaklı bir internet yaratmakta yatıyor.



Categories: Bütün Yazılar

3 replies

  1. Çok güzel bir yazı.
    Vizyoner ve gelecek odaklı.
    Benim de şöyle bir web 3.0 projem var,
    https://kevin-3552.github.io/project6/
    (Kendim kodladım)
    Size bu web portalinin ilerisi hakkinda fikirlerimi anlatmak istiyordum Erdem Bey.

  2. İzmir’de konuşmanızı dinledikten sonra çok etkilenip sevdiğim insanlara bunu izah etmeye çalışıyordum ve açıkçası çok kolay olmuyordu. Artık bu yazıyı göndereceğim. Teşekkür ederim bizi bilgilendirdiğiniz için. “Content is King”

Bir Cevap Yazın

Erdem Yurdanur sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin