Bitcoin : Bir Devrim mi, Bir Soygun mu?

Öncelikle bu yazıyı yazma nedenimi açıklamakla başlamak istiyorum, çünkü bu konuda son zamanlarda sosyal medyada paylaştığım kısa yazılar için bazı insanlar neden bunları yazdığımı anlayamadıklarını, hatta bu konuya takılı kaldığımı söylüyor, nedenini anlatayım.

Ben bir bilgisayar mühendisiyim, meslek hayatimin 28. yılındayım ve bu süreçte hep dolu dolu yazılım teknolojileri ile uğraştım. Mesleğimi seçerken de, bu mesleği yaparken de hep yeni olana bakmaya çaba gösterdim. Bu sayede de ortaklarımla birlikte Türkiye’nin ilk bağımsız yazılım şirketlerinden Coretech’i kurduk, ilk internet sitelerinden Beygir.com, Mackolik.com gibi siteleri yarattık, mobil dünyanın Nokia döneminden başlayarak en popüler uygulamalarını geliştirdik, hala da hem kendi girişimlerimle hem de yatırımcısı olduğum başka girişimlerle bir çok yeni teknoloji ile uğraşıyoruz. Bu tecrübelerim nedeniyle, kendimde teknoloji ile ilgili konularda söz söyleyebilecek ‘aydın sorumluluğu’ taşıdığıma inanıyorum.

Aydin sorumluluğu nedir? Uzmanı olduğu konularda toplum ve çoğunluk ne düşünürse düşünsün, doğru bildiğini söyleme cesareti göstermektir. Çünkü is isten geçtikten sonra, bu konuların uzmanı olarak zamanında neden konuşmadığın sorulursa, ben söylemiştim diyebilmek önemli bir kazanımdır, çünkü muteberlik bu şekilde kazanılır. Rüzgar nereden esiyorsa o tarafa dönerek aydın olunmaz. Rüzgar arkandan da karşından da esse düşündüklerini çekinmeden arkasını doldurarak söyleyebilen insanlara aydın denir.

2017 yılının en büyük rüzgarı Bitcoin ve diğer alt sanal paralar demek çok yanlış olmaz. İnsanların büyük çoğunluğunun ne olduğunu bile anlamadığı, anladığını düşünüp bu işe giren insanların bir bölümünün teknolojik bir devrim dediği, benim gibi çok az bir kısmının da bu büyük bir yalan ve balon dediği sanal paralar ile ilgili neden böyle düşündüğümü maddeler halinde buraya yazmak istiyorum.

Neden Sanal Paralar?

  • Bitcoin taraftarlarının en büyük argümanı, günümüzde kullanılan paraların, insanlar arasındaki transferinin bankalar ve benzeri finans kuruluşları nedeniyle hem yavaş hem de masraflı şekilde yapıldığı, bu nedenle Bitcoin gibi bir yapı ile transferi yapan ile alan kişi arasında hiç kimsenin gerekli olmadığı, çok hızlı ve çok az masrafla bu transferlerin yapılabileceğidir. Ayrıca bu transferlerin kimler arasında yapıldığı da gizli olmaktadır, bu da bir avantaj olarak gösterilmektedir.
  • İkinci en büyük argüman ise, Bitcoin’in yaklaşık 21 milyon adet ile sınırlı olması ve merkezi değil, dağıtık bir yapıya sahip olması nedeniyle, diğer para birimleri gibi sürekli yenileri basılarak değerinin azalamayacağı, ülkelerin merkez bankalarının ya da politikacılarının kötü yönetimlerinden etkilenmeyeceğidir. Böylece şu anda olduğu gibi zenginlerin daha zengin, fakirlerin daha fakir olduğu bir dünyaya meydan okuyan ve onu tamamen değiştirecek devrimsel bir özelliği vardır denmektedir.

Peki gerçekte bu iki büyük argüman ne kadar geçerli olabilir, geçerli ise bu sisteme geçmenin yöntemi su anda yasadığımız gibi ilk girenlerin ve risk alanların zengin olduğu yeni bir dünya düzeni midir?

Bankalar ortadan kaldırılabilir mi ve kaldırılmalı mi?

Bankaların işlevleri arasında insanlar arasında para transferi olsa da, asil var olma nedeni insanların ve kuruluşların tasarruf ya da güvenlik amacı ile yatırdıkları mevduatlarını, üzerine operasyon maliyetini ve karını koyarak, ihtiyacı olan kişi ve kuruluşlara kredi olarak vermesidir. Bu sayede ekonomiler hareketlenmekte ve üretimin artırılmasını sağlanmaktadır. Bankalar olmasaydı bunun ne kadar zor yapılabileceğini hatta yapılamayacağını anlatmaya gerek var mi? Krediye ihtiyacı olan birisi banka olmadan fazla parası olan diğerlerinden nasıl borç alabilir? Ya da fazla paranızı bankalar olmadan nasıl değerlendirebilir ve faiz geliri elde edebilirsiniz? Kısacası mutlaka bir aracı kuruma ihtiyaç duyarsınız.

Ayrıca bankalar çok sıkı bir regülasyona tabi kurumlardır. Bankalarda hesap açtırmak için kim olduğunuzu kanıtlamak zorunda olduğunuz gibi paranızın kaynağını da kanıtlamanız gerekir. Eğer dünyadaki bütün insanların temiz işler yaptığına inananlardansanız bu kadar isleme gerek yok diyebilirsiniz ama durum bu değil. Eğer paranızı temiz yollardan kazanıyor, vergisini ödüyorsanız zaten çekineceğiniz ne var ki?

Bankalar para transferi yaparken her şey kayıt altında olduğu için herhangi bir hatanın düzeltilmesi de mümkündür. Paranız çalınsa bile bir miktarı devlet garantisindedir. Ya da kredi kartınızla bir internet sitesinde alışveriş yaparken kartınız çalınsa ve bilginiz dışında işlem yapılsa, banka bütün zararınızı öder. Sanal paralarla alışverişte ne bu tür bir güvenlik vardır ne de kimin kime ne para gönderdiği bellidir ve kötü niyetli olmayan hataları bile düzeltmenin bir yolu yoktur.

Bu söylediklerimden bankacılık sisteminin mükemmel işlediğini soyledigim anlasilmasin, hatta bazı bankaların yasadışı işlemler yaptığını da söyleyebiliriz. Ancak bu tip kötü bankaların varlığı, bütün bankaların tamamının gereksiz olduğu, hepsinin sahtekar ve insanların parasını çalmaya çalışan kurumlar olduğunu söylemek, hem de alternatif olarak da yerine hiç bir şey koymamak bence finans dünyası hakkında hiç bir şey bilmemek demektir. Para varsa banka olacaktır, paranın şekli sanal olsa da bankalar olacaktır.

Ayrıca bankacılık sistemleri de son yıllarda büyük bir hızla değişiyor, teknolojiler gelişiyor. Artık ülkeler arası para transferi bile ayni gün içinde çok az masrafla yapılıyor. Ben para transferi yaparken, güvendiğim bir banka ile çalışmayı, ortada kimsenin olmadığı bir yapıya kesinlikle tercih ederim doğrusu.

Bugün Bitcoin ya da diğer paraların alıp satıldığı, herhangi ciddi bir düzenlemesi bile olmayan, sık sık hacklenen exchange sitelerine bütün kimliklerini vermeye çekinmeyen insanların, bankaların varlığından şikayet etmeleri son derece çelişkili değil mi?

Bitcoin ve sanal paralar güvenli olarak nasıl saklanabilir, bütün mal varlığınızı bir şifre ile saklamak ne kadar güvenli?

Sanal paraların saklanabileceği tek yer sanal cüzdanlarınız. Bu cüzdanları koruyan tek şey de şifreniz. Şifresini kaybettiğiniz bir cüzdanı, okyanusun dibini boylamış gerçek bir cüzdan gibi düşünebilirsiniz. Bu yüzden şifrenizi çok dikkatli korumalısınız, hatta birden fazla sanal cüzdan yaratıp sanal paralarınızı dağıtmanız, her birine ayrı şifre vermeniz, bir kısmını offline ortamlarda saklamanız gerekir. Bir şekilde şifrenizi çaldırırsanız, geçmiş olsun, paranızı kimin aldığını bile anlamanız mümkün değildir, çünkü şifrenizi öğrenen kişi, bu parayı kendi sanal cüzdanına transfer ederken kimliğini bildirmek zorunda değil. Paranızın dünyanın neresine gittiği hakkında en ufak bir fikriniz olamaz.

Bankalara güvenmeyen, bankaları gereksiz gören Bitcoin taraftarlarının önerdiği sistem böyle bir sistem, biraz düşünebilen bir insana bu sistem mantıklı gelebilir mi?

Bankaların internet şubelerine girerken bir sürü güvenlik aşamasından geçmenize rağmen, günlük limitler olması, ya da bazı işlemler sonrası sizden telefonla teyit alınması bankaların bu işten keyif almaşı yüzünden mi sanıyorsunuz, tam aksine paranızı korumaya çalışıyorlar, çünkü çalınırsa onların da sorumluluğu var.

Bitcoin ve sanal para sistemlerinin getirdiği yenilikler ile devletlerin ilişkileri nasıl olabilir?

Devletler, halk tarafından kendisine hizmet etmesi için seçilen hükümetler tarafından yönetilir. Devletlerin en büyük gelir kalemi çeşitli şekillerde topladığı vergilerdir. Vergiler hükümetlerin hazırlamış olduğu bütçe kapsamında halk yararına harcanır. Bu söylediğim teorik bilgileri pratik ile kıyasladığımızda, çok büyük farklar olduğunu görüyoruz. Hemen her ülkede hükümetlerin yolsuzluklarla ya da çeşitli lobi faaliyetleri ile zenginleşme merkezi olduğunu da söylemek zorundayız.

Bu konuda mücadele eden bir sürü iyi niyetli toplum bilimci, siyasetçi, tarihçi, ekonomist de yıllardır kafa yoruyor. Teknolojinin bu insanların en büyük yardımcılarından birisi olacağı da kesin.

Dünyada hiç vergi toplamayan ve vergisini ödemeyene ceza vermeyen bir ülke var mı bilmiyorum. Bitcoin ve benzeri sanal paraların dünyanın herhangi bir yerine kim tarafından ve ne için gönderdiği belli olmadan gönderilebilmesi, devletlerin can damarına vurulmuş bir neşter olur. Henüz alışveriş amaçlı çok kullanılmaması nedeniyle, devletlerin bu konuda çok fazla bir önlem almadığını sanıyorum ama alışverişlerde bu paraların kullanımı yaygınlaştığı durumda devletlerin ne kadar sert önlemler alacağını tahmin edebiliyorum.

Devletler bunu engelleyemez diyen bir grup insan var, buna inanan ve inanmak isteyen de baya başka insan var. Hayal aleminde yaşamak bu olsa gerek, yaşadığımız dünya düzeninde devletlerin isteyip de yapamayacağı ne var? Bu benim de hoşuma giden bir şey değil ama gerçek böyle. Elinin altındaki kırmızı tuşa bassa dünyayı binlerce kez yok edecek nükleer bombalar üretmiş, bu bombalar ile birbirini tehdit eden insanların yönettiği devletlerden bahsediyoruz ve bu devletlerin isteseler bile bu sanal para dünyasına engel olamayacağı söyleniyor. Amerika, İngiltere, Almanya gibi bazı ülkelerin bu paraları yasaklaması dakikalık bir iştir. Exchange sitelerine erişimi yasaklayıp, Bitcoin ile yapılan her işlem yasadışıdır diye bir yasa çıkarmaları yeterlidir. Zaten böyle bir durumda oluşacak panik ile bu paraların hiç bir değeri kalmayacaktır.

Bitcoin ve diğer sanal paralar neden değer kazanıyor, bu ne kadar sürebilir?

Bitcoin’i pazarlayanlar ve elinde yüksek miktarda bulunduran çok az sayıdaki insan, Bitcoin’in limitli sayıda olması gibi bir iddiaya oldukça fazla sayıda insanı inandırmayı başardı. Bu şekilde düşünen insanlar satın almaya başladıkça fiyatlar yavaş yavaş yükseldi, yükseldikçe buna ilgi duyan ve inanan insan sayısı daha da artmaya başladı, bu sayı arttıkça fiyat daha da arttı, öyle bir noktaya geldi ki bu, neden ve nasıl olduğunu sorgulamadan çabuk zengin olmak isteyen bir çok insan, duyduğu sloganlara kalpten inanarak Bitcoin satın almaya başladı. Aldığı fiyatın üstüne çıkınca inancı katlanmaya her yerde bunu konuşmaya, teknolojik bir devrim yaşandığını anlatmaya başladı. Bunu anlatması işine de yarıyordu, çünkü ne kadar çok insan buna inanır ve alım yaparsa fiyatlar da o kadar artıyordu. O devrim nedir dediğinizde buna somut cevap verebilen bir kişi bile yok ortada, hepsi hiç düşünmeden ezberledikleri sloganları tekrar ediyorlar.

Herkesi yatırım yapmaya çağıran bu insanlar, mal varlığınızın %5’inden daha fazla alım yapmayın uyarısı yapmayı da ihmal etmiyorlar. Bu kadar iyi olduğuna emin oldukları bir sisteme mal varlıklarının tamamını yatırmayı neden önermediklerini sorduğunuzda tabi riskler var diyorlar ama aslında o riskleri o kadar ciddiye de almıyorlar. Siz bu kadar emin olsanız, çok daha fazlasını yatırmaz mısınız? Bunun iki nedeni var, birincisi o kadar emin değiller aslında, sadece eminmiş gibi davranıyorlar ve kendilerine bile itiraf etmek istemiyorlar, ikincisi de bir gün balon patladığında almalarını tavsiye ettikleri arkadaşlarının yüzüne daha az suçlulukla bakabilmek istiyorlar. Sizin sırtınızdan para kazandım ve zengin oldum demek durumunda kalmak acı bir şey çünkü.

Bir düşünün, dünyadaki herkes mal varlığının %5’i ile alım yapsa, ortaya koyulan ürünün teknolojik özelliğinin hiç bir önemi olmaz. Gökyüzündeki yıldızları bile bu şekilde satsanız onların bile değeri artar, yeter ki insanları bu değerin artacağına inandırın. Şu anda insanlar bir inancı alıp satıyorlar, bu inancın yenilir içilir bir şey olmadığı, almak isteyenlerin satmak isteyenlerden daha az olduğu gün anlaşılacak ve o gün fiyatlar yükseldiği hızdan çok daha büyük biz hızla düşecektir. Bunun ne zaman olacağı ise tamamen bir muamma şu anda, yarın da olabilir, seneye de, ama olacağına en az adım kadar eminim.

1 Bitcoin $1.000.000 olacak diyenler doğru mu söylüyor?

Bitcoin’in fiyatı yukarıda da söylediğim gibi tamamen ona olan inancın sürmesine bağlı. Ancak diyelim ki Bitcoin o kadar yaygınlaştı ve bütün dünyada temel para birimi oldu, bu durumda değeri ne kadar olur? Böyle bir durumda Bitcoin’in değeri dolar ya da lira ile ölçülmez, çünkü artık ana para birimi Bitcoin’dir Diğer bütün para birimleri ya devalüasyona uğrar ya da tedavülden kalkar. O nedenle Bitcoin şu andaki paraların yerine geçtiğinde 1 Bitcoin sadece 1 Bitcoin’dir, dolar bazında değerinin önemi yoktur. Bu nedenle şimdi aldığınız 1 Bitcoin ile, ileride çok zengin olmayı hayal ediyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü o beklediğiniz günlerdeki $1.000.000 ile bugünkü $1.000.000 aynı alım gücüne sahip olmaz. Parayı sadece bir değişim aracı olarak görmek ve onunla ne alabildiğinize göre değerlendirmeniz gerekir.

Sanal paralar geleceğin parası mı, öyleyse geçiş nasıl olmalı?

Bitcoin ilk olarak 2009 yılında ortaya çıktı. Çıkış nedeni ise 2008 yılında Amerika’da başlayıp bütün dünyayı etkileyen krizin çözümü için merkez bankalarının çok fazla para basması yüzünden en büyük zararı zenginlerin değil fakirlerin görmesi sonucu, paranın merkezi bir yapı yerine dağıtık bir yapıya geçmek olduğunun düşünülmesiydi.

Kapitalizm doğası gereği sürekli yeni krizlere gebe olarak varlığını sürdürebilir. Çünkü bu sistemde kar, yani para en temel amaçtır. Para ayni zamanda güç demektir. Ne kadar paran varsa o kadar güçlü olur, ne kadar güçlü isen o kadar çok para kazanabilirsin. Bu durumda da birileri sürekli daha zengin ve güçlü olurken, çok daha fazla sayıda birileri de sürekli fakirleşir. Bu yüzden sisteme tepki duyan insan sayısı gittikçe artar ama insanların önüne sürekli olarak sistem içinde kalacak çözüm önerileri sunulur. Bunların çözüm olmadığı zamanla anlaşılır ama iş işten geçmiştir. Bu sayede kapitalizm ve dolayısıyla gücü elinde bulunduran zenginler, zengin ve güçlü olmaya devam eder.

Böyle bir sistemde paranın dağıtık ya da merkezi yapıda olup olmaması o sistemdeki kaynakların dağılımındaki eşitsizlik konusunda hiç bir önem taşımaz. Çünkü eşitsizliğin temel nedeni insanların bir kısmı üretim araçlarının sahibi olarak üretilen karın büyük kısmını alırken, diğerleri en iyi ihtimalle sadece ay sonlarında maaş alır. Aldıkları maaşın dolar, lira ya da Bitcoin olması bu gerçeği hiç bir şekilde değiştirmez. Bu yüzden Bitcoin toplumun şeklini değiştirecek devrimsel bir nitelik taşımaz. Bu tür sosyal devrimler ancak sokaklarda başarılır, daha güzel bir ifade ile ‘revolution not televised’.

Devrimsel bir özellik olup olmadığını bir kenara bırakır ve gelecekte sanal paralara geçiş olup olmayacağını düşünürsek, yukarıda bunun ne kadar pratik olup olmadığını yazdım. Ancak diyelim ki böyle bir geçisin gerçekleşmesi kaçınılmaz hale geldi, o zaman bu geçiş nasıl olmalı? Şu andaki gibi birileri bir yazılım yaparak dünyaya sanal paralar saçmalı ve diğerleri de bunları kapışmalı, ilk ve çok sayıda kapanlar çok zengin olmalı, sonradan girenler de ağzı açık bakmalı ya da önceki sistemdeki varlıklarının değerini koruyamamalı mı?

Örneğin Bitcoin’i yaratan adı bile gerçek mi belli olmayan Satoshi Nakamoto’da en az 1 milyon adet Bitcoin olduğu söyleniyor. En az 4 milyon Bitcoin de kayıpmış. Şu ana kadar 16 milyon Bitcoin kazıldığına göre, su anda kullanılabilecek 12 milyon Bitcoin’in 1 milyonu bir kişide. Geri kalanı da abartarak söylesek 7 milyon kişide olsun. Dünyada 7 milyar insan var, demek ki ancak bin kişiden biri Bitcoin sahibi. Böyle adaletsiz bir dağılım ile yeni bir sisteme geçileceğine gerçekten inanıyor musunuz?

Yağma şeklindeki bu geçiş ne etik, ne yasal ne de pratik bir geçiştir. Elinde büyük miktarda Bitcoin bulunduranların piyasayı istedikleri gibi manipüle edebilecekleri bir dağılım ile dağıtık yapıda bir para sistemine geçildiğini iddia etmek, minareyi çalıp kılıfını hazırlamak olarak yorumlanabilir sadece. Tek bir kişinin dünyanın en büyük merkez bankasından daha büyük olduğu dağıtık bir yapıyı, merkezi yapılardan kurtulmak olarak lanse etmek kadar saçma bir şey göremiyorum ben.

Para sistemi değişecekse, bu geçiş eski sistemle tamamen uyumlu bir şekilde olabilir. Eski sistemdeki parasal değerleri korumayan hiç bir sistemin yaygın şekilde bir kullanım alanı bulması mümkün değildir. Eğer Bitcoin’in uyguladığı yöntem iyi bir yöntem olsaydı, Avrupa Birliği ülkeleri kendi para birimleri yerine yeni olan Euro’ya da bu şekilde ortaya paraları saçarak geçerdi, ilk kapanlar zengin olurdu. Halbuki onun yerine her ülkenin parası için bir kur belirlendi, belli bir sure bu kur sabitlendi ve herkesin adil şekilde paralarını değiştirmesine olanak sağlandı.

SONUÇ

Bence yasadığımız bu sürece ileride, gerçek bir çılgınlık diye bakılacak, bugün bu projeleri deli gibi savunan insanlar, ben nasıl buna inandırabildim kendimi diye kendilerine şaşacaklar, para kaybedenlerin sayısı daha fazla olacak ve onlar zaten çok üzülecek ama kazananlar da kaybedenlerin halini görünce içlerinde azıcık vicdan varsa mutlu olmayacak.

 



Kategoriler:Bütün Yazılar

7 replies

  1. Sistem savunucusu arkadas bankalarin ve ozel kurumlarin nasil merkez bankalarin sahibi oldugunu ve tum fiat paranin halklara borc olarak basildigini ve decentralised blockchain in buna karsi koyan Tek somut proje oldugunu ve banksterler tarafindan ele gecirilemeyecegini atlamis. Aydin ama sistemin aydini halkin degil.

    • Yazida bu konuyu bahsetmeyi atlamisim, bir de bu tur kendisini bu parasal degisiklikler ile sisteme karsi cikip halkin yaninda zanneden sizin gibi insanlar var. Yazimi dikkatli okuyun, ben hic bir yerinde kapitalist sistemi savunmadim. Bu parasal sistemlerin varolan kapitalist sisteme alternatif gibi sunulmasi da ayri bir komedi. Devletlerin merkez bankasi olmasinin alternatifi kim oldugu belli olmayan coin baronlariymis, bravo. Aydin olmaya gelince, aydin kavramini yazida tanimladim, uzmani oldugun konularda bildigini aktaran kisilere aydin denir, bir taraf tutana degil.

      • Kapitalist sisteme alternatif uretmeye calismak nicin sizi gulduruyor? Yaziyi satir aralarini da dikkate alarak okuyunca malesef oyle gozukuyor. Eger Satoshi bir milyon bitcoinini bir gun satarsa size hak veririm, fakat sandiginiz gibi coin baronlari gibi bir konsept yok, blockchain saglam bir open source developerlar community si uzerine insa edilmis ve bankacilik sisteminin arkasindaki, sizin tabirinizle “baronlar” bu sistemin arkasinda yok ve asla olamaz. Sebebi de blockchain in decentralised dogasi. Baska bir acidan sizi tebrik etmek istiyorum, arastirmadan ve kulaktan dolma bilgi ile crypto coin yatirimlari yapanlari uyaracak nitelikte bir yazi, fakat malesef open source yazilim muhendislerinin onca emegini ve bitcoin projesinin devrimci nitleikteki ana gorusunu de hor gormekte.

      • Bu sanal paralari destekleyen insanlarin okuduklarini istedikleri gibi anlamak gibi bir huylari var. Ben kapitalist sisteme alternatif uretmek komik mi demisim onceki cevabimda, iyi okuyun. Ben sanal paralarin kapitalist sisteme alternatifmis gibi sunulmasi komik dedim. Kapitalist sisteme alternatif ariyorsaniz zaten zamaninda Karl Marx alasini yazmis, sanal para uretmenize gerek yok bunun icin. Beni kendiniz ile karistirmayin, arastirma yapmadan ve kulaktan duyma yazmiyorum yazilarimi. Oyle bile olsa, yazdiklarima bu sekilde hic bir detaya girmeden elestiri yapacaginiza, hangi elestirimin neresinin yanlis oldugunu yazarsiniz. Yazimin hic bir yerinde blockchain teknolojisine laf etmedim. Ama sadece siz degil, sizin gibi sanal para destekcileri, papagan gibi ezberlemis sekilde, sanal paralarla ilgili elestirilerime cevap veremedikleri anda bu teknolojinin ustunlugunden bahsetmeye basliyor. Blockchain teknolojisi ile uretilmis sanal para disindaki herhangi bir urune laf etmis miyim yazimda? Yaklasiminiz yazilim muhendislerinin emegi ile ilgiliyse, Las Vegas’daki kumar yazilimlarini da yazilimcilar yapiyor, onlarin emegi ile sanal paralari yapanlarin emegi arasinda bir fark yok bana gore. Hatta Las Vegas’takiler cok daha durust, en azindan yaptiklari yazilimlari kumar degil bir devrim diye yutturmaya calismiyorlar masum insanlara.

      • Ben bu makalenin, kulaktan dolma bilgi ile yatirim yapan insanlari aydinlatmasindan bahsettim, size kulaktan dolma bilginiz var demedim esas siz iyi okuyup anlayinca cevap verin. Kategorize edilmek kotuymus gercekten, sizi de ettigim icin ozur dilerim, iyi calismalar

      • Haklisiniz, o konuda da ben sizi yanlis anlamisim, kusura bakmayin.

  2. Merhaba! Yazınız ve emeğiniz için teşekkür ederim. Yazınızı çok beğendim. Yazınıza ekleme yapmak istiyorum.
    1) Üretilmesinin tamamen saçma bir sistem üzerine kurgulanması. Bazı insanların, yüksek işlem gücü olan bilgisayarları kullanarak coin’i üretmesi ve sistemden karşılığında 50-25,12 gibi coin’ler alması, gelir gidere göre aşırı karlılık sağlaması. Bu karlılığı toplumun tamamı değil bu işlerle uğraşabilecek ve elektrik&bilgisayar yatırımı yapacak kişilerin arasında bölüşülmesi.
    2) Üretilirken şifreyi kırmak için brute force ile bütün olasılıkların denenmesi. Aynı anda veya yakın zamanda farklı kişiler tarafından çözülen aynı şifre’de ağ’da avantajlı yerde olan kişinin 50 coin’i alması ve diğer şifreyi çözen kişiye hiçbir şey verilmemesi ve onun tüm uğraşlarının ve o zamana kadarki harcadığı kaynakların boşa gitmesi. Özünde adaletsizliği.
    3) Üretilirken boş boşuna bilgisayar ve elektrik kaynaklarının, yani doğal kaynaklarımızın harcanması! Günümüz çağında sıfır’a yakın derecede önemsiz bir kaynak harcanarak üretilebilecek tüm sanal paraları sırf bu yanlış üretim kurgusundan dolayı o bilgisayarları üreten işçilerden, bilgisayarın malzemelerinden, ülkelerin hatta kıtaların toplam harcadığından daha fazla elektrik tüketilmesine, o elektriği üretmek için HES, baraj vs gibi doğanın katledilmesine kadar bir çok sorun var. Bir ağaç kesildiğinde nasıl üzülüyorsak, elektriğin boşu boşuna bu şekilde harcanmasına da üzülmeliyiz ve tepkili olmalıyız, ama gel gör ki çevreye karşı duyarlı olduğunu iddia eden insanlar bile bu bitcoin furyasına kaptırmış gidiyor!
    4) Para transferinin 10 dakika sonra gerçekleşmesi. E-mail veya elektronik mesajın anında iletildiği günümüz teknolojisinde, eft&swift’in zaman kaybını kaldırdığını iddia edip 10 dakika zaman kaybı yaşatması kurguda bazı şeylerinin yanlış olduğunun göstergesi.
    5) Günlük transaction işlem limiti olması! Visa&Mastercard ve bankalar arası işlemlerin limitsiz yürütüldüğü günümüzde devrim diye bahsedilen coin’in transaction limitinin olması kurgusunun yanlış olduğunun göstergesi.
    6) Bankaların aracılığını kaldıracağını ve böylelikle bunlara verilen eft&swift, işlem ücreti vs gibi maddi külfetlerden insanları kurtaracağını iddia edip, mining yapan bilgisayarlara işlem ücreti adı altında çok çok büyük bir meblağ vermesi! Birisi kasap döner’den bitcoin ile ödeme yaparak döner almış ve bunun faturasını linkedin’den paylaşmıştı. Dönerin kendisi 25-30 TL civarıydı, işlem ücreti ise 10-12 TL civarıydı! Komediye bakar mısınız!!! Kredi kartıyla alsa 0(sıfır) TL işlem ücreti olacaktı!
    7) Bitcoin’in alt yapısı Block chain ve SHA hashing üzerine. Dünyadaki bilinen bütün şifreleme algoritmaları kırılabilir. Bazısı 1 saatte, bazısı 1 milyon yılda, ama kırılamaz diye bir şey yok! Zaten bu mining yapan kişiler brute force yaparak bu şifreyi bulmaya çalışıyorlar ve 6 ay içerisinde bulabiliyorlar. Belki de bu SHA’nın arka kapısını çoktan buldular ve aslında bazı kişiler birkaç dakika veya saat içerisinde bunu bulabiliyorlar? Buna nasıl emin olabiliriz? Ayrıca işlem gücü çok çok yüksek olan kuantum bilgisayarlar kullanılarak belki de bazı insanlar 6 ayda değil de 1 günde bu şifreleri kırabilip 50 coin’e sahip olacaklar!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: