Getaria’dan çıktıktan sonra güneye doğru yola koyulduk. Aslında Londra’dan yola çıkarken Madrid üzerinden, yani İspanya’nın tam ortasından, Marbella’ya gitmek gibi bir planımız vardı ama Madrid’i daha güzel bir mevsimde görelim diye rotamızı İspanya’nın Portekiz sınırına daha yakın, güneye doğru değiştirdik. Bu rota üzerinde kalmayı veya uğramayı planladığımız yerler sırasıyla Burgos, Valladolid, Salamanca, Cáceres, Sevilla ve Marbella oldu.
Şimdi söz Gemini’de:
Burgos, İspanya’nın kuzeyinde, Kastilya ve León bölgesinde yer alan, tarih kokan, vakur ve gurme bir şehirdir. San Sebastián veya Marbella gibi sahil şehirlerinin aksine, burası Gerçek İspanya’nın, şövalyelerin ve Gotik mimarinin merkezidir.
İşte Burgos hakkında merak ettiğiniz detaylar:
1. Nüfus ve Coğrafya
- Nüfus: Yaklaşık 175.000. Kompakt ve düzenli bir şehirdir.
- Coğrafya: Yaklaşık 850-900 metre rakımda, yüksek bir platoda (Meseta) yer alır. Arlanzon Nehri şehrin içinden geçer. Yüksek rakımı nedeniyle havası oldukça serttir.
2. Kültür ve Bilinen Özellikleri
- Gotik Mimari: Şehrin silüetine hakim olan devasa katedrali, Avrupa’nın en önemli Gotik eserlerinden biridir.
- El Cid’in Şehri: İspanya’nın ulusal kahramanı, efsanevi şövalye El Cid (Rodrigo Díaz de Vivar) buralıdır ve mezarı buradaki katedraldedir.
- Camino de Santiago: Dünyaca ünlü Aziz Yakup Yolu (Hac Yolu) şehrin tam ortasından geçer; her mevsim sırt çantalı hacıları görebilirsiniz.
3. Mevsimlere Göre Yaşam
- Kış (Meşhur Soğuklar): İspanya’nın en soğuk şehirlerinden biridir. Yerel bir deyim vardır: ‘Burgos’ta iki mevsim vardır: Kış ve Cehennem (soğuk anlamında).’ Kışın kar yağışı sık görülür, hayat sakinleşir ve kapalı mekanlarda (tavernlar) geçer.
- Yaz: Akdeniz sıcağından kaçmak isteyenler için mükemmeldir. Gündüzleri sıcak (25-30°C), geceleri ise hırka giydirecek kadar serindir.
- Bahar ve Sonbahar: Şehrin parklarının (özellikle Paseo del Espolon) en güzel göründüğü, yürüyüş için ideal zamanlardır.
4. Neleri Ünlü?
- Burgos Katedrali: UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir. Sadece katedralin kendisi için bile şehre gidilir.
- Morcilla de Burgos: Dünyanın en iyi kan sosislerinden biri olarak kabul edilir (içinde pirinç ve soğan bulunur).
- İnsan Evrimi Müzesi (MEH): Şehir yakınındaki Atapuerca arkeolojik alanından çıkan buluntuların sergilendiği, dünyanın bu alandaki en önemli müzelerinden biridir.
5. Bilinmeyen / Az Bilinen Özellikler
- Hava Akımı: Burgos Katedrali’nin içinde bir yerde durduğunuzda, efsaneye göre katedralin mimarisi nedeniyle oluşan ‘kutsal bir esinti’ hissedilir.
- Modern Sanat: Tarihi dokusunun altında, özellikle nehir kenarında çok modern ve ödüllü bir şehir planlaması yatar.
6. Türklerin Seveceği ve Dikkatini Çekecek Özellikler
- Et Kültürü: Kastilya mutfağı, İç Anadolu mutfağı gibi yoğun et ağırlıklıdır. Kuzu tandıra çok benzeyen pişirme yöntemleri Türk damak tadına çok uygundur.
- Tarihi Kahramanlık Hikayeleri: El Cid efsaneleri, bizdeki Battal Gazi veya Köroğlu hikayelerini anımsatan bir epik havaya sahiptir.
- Sıcak Kanlılık: Soğuk havasına rağmen insanları oldukça misafirperver ve sohbeti seven kişilerdir.
- Kale ve Şehir Duvarları: Şehre tepeden bakan kalesi ve surları, tarih seven Türk gezginlerin ilgisini çeker.
7. Ne Yemek Gerekir?
- Lechazo Asado: Odun fırınında yavaşça pişirilmiş süt kuzusu. Türk mutfağındaki kuzu fırın/tandır lezzetine en yakın ve en kaliteli versiyonudur.
- Morcilla de Burgos: Eğer önyargınız yoksa mutlaka tadın; baharatlı ve pirinçli yapısıyla bizim ‘mümtaz’ sakatat kültürümüze uzak değildir.
- Queso de Burgos: Yumuşak, taze, beyaz bir peynirdir. Genellikle bal ve cevizle tatlı olarak servis edilir.
- Sopa de Ajo (Sarımsak Çorbası): Kış aylarının vazgeçilmezi, iç ısıtan geleneksel bir çorba.
8. Ekstra Dikkat Çekici Konular
- Statuary (Heykeller): Şehrin her yerinde sivil hayattan kesitler sunan (bankta oturan bir amca, gazete okuyan bir adam gibi) çok gerçekçi bronz heykeller vardır.
- Paseo del Espolón: Nehir kenarındaki bu ağaçlı yol, İspanya’nın en romantik yürüyüş yollarından biri olarak kabul edilir. Ağaçların birbirine dolanmış dalları kışın bile sanatsal bir görüntü oluşturur.
- Manastırlar: Şehir merkezinin biraz dışında kalan Las Huelgas Manastırı, İspanyol kraliyet ailesinin tarihini anlamak için muazzam bir duraktır.
Burgos’a, Getaria’daki şahane öğle yemeğimizden sonra iki saatlik bir yolculukla geldik, ama hava kararmıştı. Şehir merkezindeki otelimize eşyalarımızı koyup çok ünlü Burgos Katedrali’ni görmeye gittik. 13. yy’da yapılmaya başlanmış bu yapı İspanya’nın en etkileyici Gotik tarzdaki katedrali olarak biliniyor. Taşlardaki işçiliğin detayları inanılmaz gerçekten.
Zaten bu büyük kiliseleri her görüşümde, insanlığın geçen bin yılda bu yapılara harcadığı emeği, parayı, zamanı bilime harcasaydı, cenneti bu dünyada çoktan yaratmış olurdu diye düşünmeden edemiyorum. Bugün bu kadar etkileyici bu yapıların kaç kişinin alın teri, gözyaşı ve kanı sayesinde yapıldığını tabii ki tarih kitaplarında okuyamıyoruz. Bu soruya yapay zeka sistemleri de cevap veremedi bu arada, çünkü onlar da bu konunun gündeme geldiği hiçbir kaynak bulamıyorlar doğal olarak.
Katedralin olduğu bölgenin etrafında hayat oldukça canlı ve her yerde restoranlar, barlar, sokaklar insan doluydu. Hava çok soğuk olmasına rağmen insanlar sanki baharmış gibi rahattı. Biz aç olmadığımız halde sırf biraz ısınabilmek için köpek kabul eden bir restorana girip bir şeyler ısmarladık. Yanımızda Otis olduğu için ne yazık ki her yere rahatlıkla giremiyoruz. Otis olmasa, çok canlı görünen bazı barlara girmeyi tercih ederdik doğrusu.
Havanın bu kadar soğuk olmasının en büyük nedeni de rakımın 850 metre olması öncelikle. Tamamen kara iklimi olan bir plato üzerinde kurulmuş olduğundan, San Sebastián’a çok uzak olmasa da burada bambaşka bir soğuk var.
Hava bu kadar soğukken, bir an önce güneye inelim düşüncesiyle Burgos’tan ertesi sabah kahvaltımızı yapıp yola çıktık. Ama ayrılmadan önce, Burgos hakkında okurken adını ilk kez duyduğum efsanevi şövalye El Cid’i biraz daha araştırdım.
Gerçek adıyla Rodrigo Díaz de Vivar olan El Cid, İspanya tarihinin ve Orta Çağ Avrupa’sının en etkileyici figürlerinden biri. Kastilya Krallığı’nın en ünlü şövalyesi, büyük bir komutan ve ulusal kahraman. İlginç olan şu ki, ‘El Cid’ lakabı ona Müslümanlar tarafından verilmiş; Arapça ‘el-Seyyid’ (Efendi, Bey) kelimesinden geliyor. İspanyollar ise ona ‘Şampiyon’ anlamına gelen ‘El Campeador’ diyor. Yani El Cid, o dönemde karşı cephelerde yer alsalar bile, her iki tarafın da saygısını kazanabilmiş ender figürlerden biri.
1043-1099 yılları arasında yaşamış olan bu önemli kişiyi, 1961 yapımı, Charlton Heston ve Sophia Loren’in başrollerini paylaştığı El Cid filmi dünyaya tanıtmış. Ben de bu yazıyı yazarken filmi de seyrettim ve İspanya’daki tarih boyunca İslam ve Hristiyanlık arasındaki ilişkiyle ilgili biraz daha bilgi sahibi oldum.
Burgos’a daha sıcak bir mevsimde gelip birkaç gün ayırmak lazım. Bu defa fırsat bulamayıp bir sonraki gelişimde ziyaret etmek istediğim ilk yer İnsan Evrimi Müzesi. Şehir merkezindeki bu modern müze, yakınlardaki Atapuerca arkeolojik alanından çıkarılan Avrupa’nın en eski insan kalıntılarına ev sahipliği yapıyormuş.
Ana yazıya dönmek için tıklayın.











