Yeni Nesil Sosyal Medya

Bu yazı hayatımızın merkezine yerleşmiş olan Facebook, Instagram, Twitter, LinkedIn gibi dünyadaki tüm konuları ve tüm insanları içine almaya çalışan sosyal medya uygulamalarının insanlığa yarardan çok zarar getirdiğini düşündüğüm ve bu konuda sorumluluk hissettiğim için yazılmıştır.  Bir doktor nasıl bir hastalık gördüğünde teşhis koymak ve iyileştirmek için sorumluluk hissederse, aynı şekilde ben de 35 yıllık tecrübeye sahip bir bilgisayar mühendisi olarak, benzer bir sorumluluğu hastalıklı olarak gördüğüm sosyal medya platformları için bir teşhis koymak ve bir çözüm önerisi ortaya koymak için hissediyorum.

Sosyal Medya ve İlkokul Analojisi

Ortaya koymak istediğim sorunu yani sosyal medyanın bugünkü halini bir benzetme ile anlatmak sorunu çok daha anlaşılır kılacaktır. Bir ilkokul düşünün, sınıfların her birinde birbirinden farklı öğretmenler o dersin konusu neyse o dersle ilgili konuşur. Öğrenciler merakla sınıfın otoritesi yani konunun hakimi olan öğretmeni dinler, soru sormak için izin ister, öğretmen izin verirse sorusunu sorar, diğer öğrenciler soruyu sonuna kadar dinler, dinlemezlerse öğretmen tarafından uyarılır, dersi ögrenip ögrenmedikleri sınavlarla ya da başka yöntemlerle kontrol edilir ve sonuçta bu dersler boyunca öğrenilen bilgiler kalıcı bir katma değer üretmiş olur. Lisede, üniversitede, iş yerinde ve başka birçok kalıcı katma değerli bilgi üretilen yerde yöntem buna çok benzerdir.

Aynı okulda teneffüs zilinin çalması ile bütün çocuklar bahçeye fırlar, herkes bir ağızdan bağırmaya başlar, futbol oynar, birbirini kovalar, kavga eder, küfreder, güler, ağlar, üstünü başını yırtar, kirletir yani kısacası kontrol edilemeyen bir kaos ortamı yaşanır. Bazı çocuklar çoğunluğa uymaz, uslu çocuk olmaya çalışır, teneffüste de bir şeyler ögrenmeye çalışır ama onlar da azınlık olduklarından diğer çocuklar tarafından dışlanır. Öyle bir ortam oluşur ki bahçede bırakın öğretmenleri, okul müdürü gelse 15 dakikalık teneffüs boyunca o bütün sınıflardan fırlamış ve birbirine karışmış yüzlerce çocuğa hakim olunamaz. Ta ki ders zili çalana kadar.

İşte bugünkü sosyal medya, hiç ders zili çalınmayan ve sürekli teneffüs halinde olan bir ilkokul bahçesindeki gibi kaos halindedir. Büyüyememiş bireylerin kendilerini tatmin ettikleri okul bahçesi gibi.

2024 yılı itibariyle dünyada insanların %64’u en az bir sosyal medya kullanıcısı durumunda ve bu kullanıcılar günde ortalama 140 dakika sosyal medyada zaman geçirmekte.  Çok ciddi sayıda bir insan grubu için internet sadece sosyal medya anlamına geliyor ve bu insanlar zamanının büyük bölümünü sürekli teneffüs dediğim bu kaotik ortamda son derece verimsiz şekilde hiçbir katma değerli bilgi üretmeden ve tüketmeden geçirmektedir. Hatta tam tersine yalan, propaganda, reklam, küfür dolu içeriklerle zehirlenmekte ve uyuşturulmaktadır.

Aşağıda detaylarını anlatacağım yeni nesil sosyal medya anlayışı, insanların sadece teneffüste olmak yerine zevkle bir şeyler ögrenebildikleri, üretebildikleri ve bunu herhangi bir kaygı duymadan paylaşabildikleri bir ortam yaratma kaygısı ile ortaya çıkmıştır. Çünkü doğası gereği sosyal bir varlık olan insan, doğru bir ortam sağlandığında bunu çok büyük bir avantaja çevirebilme kapasitesine de sahiptir. İddiam odur ki, aslında insanlar üretmekten ve üretilen bir değeri ortaya çıkaran insanlardan birisi olmaktan daha fazla keyif alır. Ama bugünkü sosyal medya platformları onları tüketici olarak var etmek ve her yönden sağabildikleri kadar sağmak çabasındadır.

Sosyal Medyaların Sorunların Ana Nedenleri

Sosyal medya şirketlerinin kapitalist sistemdeki tüm diğer şirketler gibi tek bir amacı vardır, o da maksimum kar elde etmek. Özellikle de borsada halka açılmışsa, kar etmesi hissedarlarının tek beklentisi haline geldiğinden, bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçınmazlar. İsteseler de kar odaklı olmak dışında bir hedef seçemezler.

Sosyal medya şirketlerinin de tek sermayesi kullanıcıları, en büyük geliri de bu kullanıcıları sayesinde kazandıkları reklam gelirleridir. Bu gelirleri artırabilmek için olabildiğince her konunun konuşulduğu ve herkesin konuşabildiği bir ortam sağlanması hedeflenmiştir ki, böylece dünyadaki tüm insanları ilgi alanları, lokasyonları, cinsiyetleri, eğitim seviyeleri, dini inançları, siyasi tercihleri, kimlerle arkadaş oldukları, kimlerden nefret ettikleri, ne yiyip ne içtikleri, nereyi gezdikleri ve aklınıza gelen her konuda sınıflayabildikleri bir veri tabanı oluşturmuşlardır. Bunu da içerik üretmek için kendileri neredeyse tek bir kuruş harcamadan, tüm içeriği kullanıcıların kendilerinden toplayarak sağlamışlardır. Bu kadar değerli bir veri tabanı öncelikle şirketler ve politikacılar olmak üzere herkesin ilgisini çekmiştir.

Kısaca ifade etmek gerekirse günümüzün popüler bütün sosyal medya şirketleri iki temel direğin üzerinde inşa edilmişlerdir:

  1. Her konu konuşulabilir.
  2. Herkes her konuda konuşabilir.

Bu iki özellik bugün hayatımıza hakim olan tüm popüler sosyal medya platformlarının olmazsa olmaz özelliğidir. Şimdi çok zararsız, çok demokratik gibi görünen bu iki maddenin neden sorunun temel kaynağı olduğunu biraz daha detaylı inceleyelim.

Her konunun konuşulması yani yatay olarak sınırsız bir genişlik, herhangi bir konunun dikey olarak yani derinlemesine ele alınmasının önündeki en büyük engeldir. Zaten sürekli doğru ya da yanlış bilgi bombardımanı altında kaldığımız çağımızda, aynı dakika içinde önümüze bir yemek tarifi, hemen arkasından bir futbol maç yorumu, arkasından siyasilerden birisinin söylevi, arkasından sağlıklı yaşamla ilgili bir video gelirse, bunların hiçbirisine derinlemesine odaklanmak, üzerinde düşünmek ve ona göre yeni bir şey üretmek mümkün olmaz. Olsa olsa bu bilgileri düşünmeden doğru varsayarak bilinçaltımıza atarız ya da anında unuturuz. Yani konuların sınırsızlığı yüzeyselliğe neden olur ve manipülasyona olanak sağlar.

Her konunun ele alınabildiği bu platformlarda ayrıca herkesin hem de kimliğini saklayarak ya da sahte kimliklerle konuşabiliyor olması, içeriklerin doğruluğu hakkında çok büyük şüphe yaratmaktadır. Sırf bu yüzden bazı içeriklerin doğruluğunu araştıran girişimler bile ortaya çıkmıştır. Okyanustaki kum taneleri içinde iğne aramak gibi boş bir çaba tabii bu. Bunun yanında kaynağı belli, doğru ve önemli bir içeriğin altına alakasız kişilerin yaptığı gereksiz ve kasıtlı yorumlarla, içerik asıl kapsamından koparılarak derinlemesine değerlendirilmesi de mümkün olamamaktadır.

Bu iki soruna bağlı olarak ortaya çıkan bir sorun da kimlik sorunudur. Her konunun konuşulabildiği ve herkesin konuşabildiği bir ortamda, bizi biz yapan hangi kimliğimizle paylaşımlar yapabiliriz? Örneğin tuttuğum takımla ilgili yapacağım bir yorumun ya da okuduğum bir kitapla ilgili yapacağım yorumun, meslek hayatımla ilgili bana zarar verme ihtimalini düşünmemem mümkün mü?

İşte bu sorunlar nedeniyle sosyal medya platformları ile gerçek hayatlarımız birbirinden çok uzaktır. Bu yüzden de oldukça yüzeysel, kalitesiz, kimseye yararı olmayan içeriklerin yoğunlaştığı kaotik bir ortam olmaktan öteye gidememektedir. Ne yazık ki bu haliyle toplumun büyük çoğunluğunun vazgeçemediği zehir saçan dipsiz bir kuyuya dönüşmüştür.

Çözüm: Yeni Nesil Sosyal Medya

Yukarıda sorunun kaynağı olan iki temel direk olarak bahsettiğim özellikler nedeniyle, çözümün de bu iki temelin tamamen ortadan kaldırıldığı yeni nesil bir sosyal medya anlayışında olduğunu düşünüyorum.

Öncelikle bu yazıda önerdiğim yeni nesil sosyal medya anlayışı, eleştirdiğim platformları tamamen yok etme iddiasında değildir. Bu platformlar varlığını sürdürecektir ve onları tercih eden insanlar mutlaka olacaktır. Hatta büyük olasılıkla insanların çoğunluğu da orada kalacaktır. Ama her iki platformu kullananlar ya da sadece yenisini kullananlar da olabilir. Ama çok kesin olarak ifade etmek istediğim nokta, insanlığa yarar sağlayacak katma değerli içerikler üretebilmek için yeni nesil sosyal medya platformları bir zorunluluktur. Önümüzdeki yıllarda aşağıda detaylarından bahsedeceğim tarzda uygulamaların birçok şirket tarafından geliştirileceğini düşünüyorum ve biz bunun öncülerinden biri olmak için ciddi çaba harcıyoruz.

Bu kadar iddialı ifade ettiğim çözüm önerimi kısaca şu şekilde özetleyebilirim: Ders yapılan sınıflar gibi konusunun belli olduğu ve herkesin aklına geleni söylemek yerine konusunda otorite sayılan insanların hakimiyetinin olduğu birbirinden bağımsız dikey olarak çok sayıda platform geliştirmek.

Biraz daha uzun ifade etmek gerekirse, aklınıza gelen herhangi bir konuda, örneğin, spor, finans, sanat, kitap, tarım, hayvancılık, satranç, fizik, matematik, gezi, oyun gibi yüzlerce konuda birbirinden farklı uygulamalar geliştirmek. Hatta aynı konuda farklı şirketlerin geliştireceği uygulamalar da olabilir. Örneğin finans konusunda birbirinden bağımsız ve farklı bakış açıları olan yüzlerce uygulama olabilir. Farklı konuları olan uygulamaların içinde de o uygulamanın konusu her neyse, o konuda uzman ya da otorite sayılan insanların ön planda olduğu bir altyapıdan bahsediyorum.

Örneğin tarım ile ilgili bir uygulama düşünün, burada sadece tarım konuşuluyor ve tarımla ilgili bilgiler paylaşılıyor. Bu bilgilerin bazıları zaten ilgili yerlerden otomatik çekiliyor, örneğin dünya borsalarında tarım ürünlerinin anlık fiyatları gibi. İnsanlar ya da kurumlar sahte hesaplar yaratarak yorum yapamıyorlar, doğrulanmamış ve kim olduğu belli olmayan hiçbir hesap paylaşım yapamıyor. Söyleyecek sözü olan herkes öncelikle gerçek ismi ile üye olup kimliğini doğruluyor. Kimliği doğrulanmış kişilerin isminin yanında siyah tik oluyor. Konunun uzmanı olan örneğin bir profesör, ziraat mühendisi gibi kişiler bir üst seviye olan mavi tik alıyor. Doğrulanmış ve konusunda uzman kurumlar kırmızı tik alıyor. Ticari kurumlar kimliklerini doğruluyor ve sarı tik alıyor. Sistem algoritmik olarak mavi ve kırmızı tikli profillerin paylaşımlarını öne çıkarıyor. Paylaşımlara yapılan yorumlar, verilen tepkiler, bu yorumları ve tepkileri kimin yaptığına bağlı olarak paylaşımı yapan kişilerin kredibilitesini etkiliyor. Sonuç olarak öne çıkma kriterinin kalite olması için uğraşılıyor. Trafik yaratmak için gereksiz içerikler yaratmaya çalışanlar arka plana itiliyor.

Bu başarılabilirsek, her bir dikey uygulama kendi içinde sadece o konunun konuşulduğu, sadece o konunun uzmanlarının öne çıkarıldığı, insanların büyük çoğunluğunun okuyucu, çok azının paylaşımcı olduğu bir ortam yaratılabilirsek, okuyucular şu andaki kaotik sosyal medyada yapılmış milyonlarca paylaşımın içinden işine yarayanı bulmak için verdiği mücadeleyi vermeden, çok daha kısa sürede çok daha kaliteli paylaşımlara ulaşabilecektir.

Hatta daha da ötesi, bugün konuyla alakası olmayan, kim olduğu belli olmayan diğer insanların gereksiz yorum ve saldırılarından kaçınmak için paylaşım yapmayı bırakmış uzman ve konusunda otorite insanlar, böyle bir ortamda yeniden rahatça paylaşım yapabilecektir.

Sosyal medyadaki profilleri 4 gruba ayırabiliriz:

  1. Kredibilitesi yüksek yani sözü dinlenmeye değer bulunan insanlar ve kuruluşlar
  2. İlk gruptaki profillerin paylaşımlarından yararlanmak isteyen iyi niyetli ama sessiz kalan insanlar
  3. Sürekli kasıtlı ya da laf olsun diye her konuda yalan yanlış paylaşım ya da yorum yapan, amacı katma değer üretmek olmayan kısaca trol olarak nitelenebilecek insanlar ve kuruluşlar
  4. Ticari amaçla ürün ya da servislerini tanıtmak isteyen insan ve kuruluşlar.

Yeni nesil sosyal medya anlayışı 3. gruptaki profilleri sistem dışına atarak sadece 1. 2. ve 4. gruptaki profillerin kullandığı bir platform olma hedefindedir. Sistemin maddi anlamda sürdürülebilir olmasını 4. gruptaki profillerin sistemin kalitesine zarar vermeden yapacağı harcamalar sağlayacaktır. Bu anlayışın temel amacı yüksek ve kalitesiz trafik yaratmak yerine az, öz, sade ve kaliteli trafik yaratmaktır. Çağımızın en büyük sorunu bilgi kirliliğidir ve yeni nesil sosyal medya tam da bu kirliliği en başından kesmek hedefi ile tasarlanmıştır.

Şu videoyu seyrederseniz Harari’nin konuyla ilgili düşüncelerinin yazdıklarımla ne kadar paralel olduğunu görebilirsiniz. Çözüm konusunda çok elle tutulur bir şey söyleyemese de sorunu çok iyi ifade ediyor Harari: https://www.instagram.com/reel/DA80DxCIVYf/

Bugün sosyal medyaya baktığımızda profillerin çoğunluğunun 3. gruptaki insanlardan oluştuğuna dair bir ön yargı bulunmaktadır. Bu ön yargının iki nedeni vardır. Birincisi bu gruptaki profillerin çoğu işi gücü olmayan, herhangi bir konuda uzmanlığı bulunmayan, sadece popüler içerikler paylaşarak ilgi çekmeye ya da takipçi kazanmaya çalışan, bu şekilde de kendine bir şekilde çıkar sağlamaya çabasında olan kişiler ya da kuruluşlardır. Yarattıkları bu gereksiz ama bol içerikler nedeniyle bu gruptaki insanlar olduğundan çok daha kalabalık görünmektedir. İkinci neden ise kredibilitesi yüksek insanların zaten bu kadar çok sosyal medyaya zaman ayırması mümkün olmadığından az ama öz içerik paylaşmaları ya da hiç paylaşmamalarıdır. Ben insanların büyük çoğunluğunun sessiz de olsalar kalite isteyen iyi insanlardan oluştuğuna inanıyorum.

Önerdiğim ve üzerinde çalıştığımız yeni nesil sosyal medya platformları, dünyayı seven, hobileri olan, meraklı, iyi niyetli, üretken, sorgulayan, duyarlı, paylaşmayı ve paylaşarak üretmeyi seven, karşısındaki insanlara saygılı, nezaket kurallarına uyan insanların bir araya gelip birbirilerini besledikleri, birlikte dünyayı daha güzel bir yer yapmaya çalıştıkları, bu amacı bozmaya çalışanları kolaylıkla sistem dışına çıkarabildikleri bir altyapıya sahiptir. Bu sayede çok sayıda saygı duyacağımız yeni ve bilgili insanlar ortaya çıkacağına inanıyorum.

Sonuç

Kötülüğün bulaşıcılığını gözlerimizle görüyoruz çünkü sürekli kötülük pompalanıyor. Ama ben iyiliğin daha bulaşıcı olduğunu düşünüyorum. Bunun için gerekli olan cesaret, iyiliğe olan inanç ve geleceğe duyulan umuttur. Bu dünya iyi insanların elinde çok daha güzel bir yer olabilir, eğer bu konuda çabalamazsak kötülerin elinde nereye geldiğimiz ortada ve gideceğimiz yerin de bugünden de kötü olacağı belli.

Ben ve şirketimiz Kokteyl, en iyi bildiğimiz konu olan spor dikeyinde bir uygulama olan Ofsayt’ı tam da bu anlayışla geliştiriyoruz. Ayrıca trol olarak nitelendirdiğimiz 3. grup insanın da çok sayıda bulunması nedeniyle, spor konusunun iyi bir test ortamı sağlayacağını düşündük. Ofsayt başlı başına bir uygulama olsa da aslında bir prototip olarak geliştiriliyor, yazılımı tamamladığımızda benzer bir altyapı ile birçok dikeyde benzer uygulamalar çıkarmayı hedefliyoruz. Taraflılığın çok hakim olduğu spor dikeyinde bunu başardığımızda diğer dikeylerde çok daha kolay ve hızlı şekilde ilerleyebileceğimizi düşünüyoruz.

Biz bu çok inandığımız yolda, yeterli sermaye gücüne ve kaliteli bir yazılım ekibine sahibiz. Daha da önemlisi kaç yıl sürerse sürsün bu yoldaki çabamızı sürdürmeye kararlıyız. Uzun vadede para kazanacağımıza eminiz ama motivasyonumuz kesinlikle para değil. Bu çabamızda yanımızda olup bize herhangi bir şekilde destek olabilecek herkese kapımız açık. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çorbada tuzu olanlardan olmak istiyoruz ve biliyoruz ki böyle düşünen insanlar hiç de az değil.

Yazıyı daha fazla uzatmamak adına, yeni nesil sosyal medya anlayışımızla spor dikeyinde geliştirdiğimiz Ofsayt uygulamasının detaylarını başka bir yazıya bıraktım. Zaten bu yazının amacı Ofsayt’ı anlatmak değil. Ama siz isterseniz şimdiden telefonunuza uygulamamızı indirip yukarıdaki anlattıklarım kapsamında test edebilir ve zaman içinde yapacağımız gelişmeleri takip edebilirsiniz.

Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.ofsayt.offside&hl=tr

Iphone: https://apps.apple.com/tr/app/ofsayt-canl%C4%B1-skor/id6470622761



Categories: Bütün Yazılar, İnternet Dünyası

2 replies

  1. Abi yazı için çok teşekkürler. Bu bağlamda atılan her adımın çok kıymetli olduğunu ve bazı temel köşetaşlarını sorgulamaya destek olduğunu belirtmek istiyorum. Yorumumun geri kalanında savunduğum üzere “Kim olduğumu” kısaca belirterek başlayayım. Ben Ahmet Recai, Elektronik Mühendisiyim, Hukuk Fakültesni ve Bilişim Hukuku masterımı yarım bıraktım.13 yıllık bir teknoloji girişimcisiyim. Kaliforiya’nın San Diego şehrinde yaşıyorum.

    Dijital Kamusal Alanın Yönetimi,

    Abi ben süreci biraz da şuna benzetiyorum, sanayi devriminin getirdiği kırsaldan kente göçle beraber, şehirler orada kendilerini tanımayan anonim insanlarla dolmuş oldu. Bu anonimler kendilerini sınırlayan kültürel-etik kodların tamamından sıyrılaralarak anonimitenin de vermiş olduğu rahatlıkla şehirlerde istediklerini yapmaya başladılar. Bu şehrin düzenini, intizamını güvenliğini tehdit etmeye başladı. Hedef, onları yeni göç ettikleri yerlerde bir gruba yahut organizasyona mensup hale getirip anonimitenin oluşturduğu tehditkar tavırdan uzaklaştırmakla sonuçlandı. Bu yüzden sosyoloji bu insanları bir araya gelmeye, lancheshire köyü dernekleri kurmaya özendirdi. Nihai olarak süreç, aidiyet oluşturup, anonim şahısların eylemlerinden onların komunitilerini haberdar etmek tehdidiyle kamusal alanı düzenlendi. Dijital mecraların ilk örneklerinden irc kanalları, forumlar vb. yapılar da ilgi alanları ve moderasyon bağlamında aynı fonksiyonu üstlendi.

    Toplumda Moderasyon, Dijitalde Moderasyon,

    Dijital paylaşımın tarihçesine baktığımızda; toplulukların bir araya geldiği mecraları birer meydana benzetmek doğru olacaktır. Bu meydana giriş belirli dress-codelar ile mümkün olmaktaydı. IRC, Mirc gibi dönemleri tecrübe etmiş biri olarak kanal modları kanalın kurallarını belirleyip buna uymayan katılımcıları önce süreli engellemek sonrasında da kalıcı olarak engelleyerek (ban) topluluktan uzaklaştırma yöntemine gidilirdi. Bir dönemin yaygın dijital kamusal alanlarından forumlar da aynı mantığı benimsedi, sonrasında reputation dediğimiz puanlandırmayla anonimlerin güvenirlik kademeleri belirlendi. Hesap açma limitsizliği kavramı henüz o günlerde olmadığı için bu caydırıcı bir önlem olmuş oldu.Hiyerarşik bazı düzenlemelere işe yaradı. Yeni kuşak sosyal medyanın (facebook, twitter, instagram vb.) ilk çağlarında da kapalı çevrelerce takip mekanizması işlediğinden işe yaradı. ancak ilerleyen süreçte anonimiteyle birlikte yeni dijital çağın açmazı “hiyerarşi” sorunu ortaya çıkmış oldu.

    Dijital Hiyerarşi ve Fransız İhtilali

    Hiyerarşi kavramı her ne kadar günümüzde pek hazzedilmeyen bir kavram olsa da, tarihsel anlamda hiyerarşi bir toplumun düzeni ve gelişmişlik düzeyi hakkında bilgi veren önemli bir unsurdur. Hiyerarşik toplumlar daha iyi organize olup toplumsal kuralları işletmede çok daha başarılı oldular. İnternetin en başından itibaren hiyerarşiyi ortadan kaldırmaya yönelik yatırımı ve algısı aslında günümüz kaosunu o dönemden öngeremeyen bir takım öncü bireylerin bize mirası olmuş oldu. Batı menşeili bir teknoloji olan internet, batınının temel değerlerinden biri olan Fransız ihtilali ve halkın özgürlüğü yaklaşımıyla, bugün bedelini bizim ödediğimiz bir bagajı üzerimize yıkmış oldu. Herkesin bedel ödemeksizin görüş beyan etmesi çok eşitlikçi bir toplum oluşutrmaktan ziyade bir kaos oluşturdu.

    İfade Özgürlüğü ve Anonimite İlişkisi

    Ioanna Kuçuradi’nin çok güzel bir yaklaşımını hatırlamakta fayda var. “Fikirlere saygı duyulmaz, insanlara saygı duyulur.” Bu noktada modern dünyanın bize dayattığı ardındaki insanı bilmeksizin “fikirlere saygı duymak” zorunluluğu dijital kamusal alanın en önemli dayatması haline geldi. “Kim olduğun önemli değil ne söylediğin önemli” yaklaşımı bir moda haline getirilerek toplumlara benimsetildi. %95’i “Kim olduğundan” şikayetçi insanlık da bir eşitlik fırsatı olarak bunu satın aldı. Bu gizli bir el tarafından yapılmadı tabi, insan doğasına uygun söylemlerin yayılma ve karşılık bulması sonucu gerçekleşti. İfade sorumsuzluğunu anonimitenin üzerine yükleyerek bedel ödemekten kaçınan topluluklar birbirinden farklı kimliklere bürünerek dijital çoğulculuğu oluşturdu.

    Platform Kuralları Etiği

    Birlikte yaşayan insanların üzerinde mütabakata vardığı sosyal ve toplumsal hayatı düzenleyen, zaman içerisinde oluşmuş bir etkileşim kültürü dünyanın her yerinde mevcuttur. Bu kültür bir yerel hukuk kurallarını barındırır ve genel olarak sosyal hayatı düzenler. Farklı kültüre mensup insanların bir araya gelmesiyle toplum hayatını düzenlemek adına, kültürel kodlardan bağımsız bir kurallar bütünü oluşturmanın ihtiyacı ortaya çıkmıştır, bu da toplumu Hukuk Kurallarını icad etmeye yöneltmiştir. Bu kurallar dönemsel ihtiyaçlara göre rasyonel akılla dönüşüp değişir ve toplumun düzenini sağlar. Günümüzde sosyal medya platformlarının “community rules” adı altında uyguladıkları etik yaklaşımın, toplumların kültür ve hukuk anlayışlarının üzerine çıkması, bir grup para kazanma hırsına sahip insana toplum kurallarını belirleme yetkisi vermiştir. Bir örnek üzerinden ilerleyelim. Çarpıcı olması açısından cinsellik temelli olsun. Bir kadının üzerinde bikinisiyle özel bölgesini kameraya dönmüş bir şekilde eğilip kalkması, nudity olarak algılanıp topluluk kurallarını ihlal ederken; aynı kadının spor eğitmeni şapkasıyla aynı eylemi gerçekleştirmesi nitelikli içerik olarak algılanır ve “topluluk kurallarını” ihlal etmemiş olur. Etkileşim canavarı çalışırken nudity kuralları da ihlal edilmez. Burada bazı gri alanların oluştuğunun farkındayım, hali hazırda hukuk da bunları gidermek üzere icad edilmiştir.

    ClickBait ve Etkileşim Ekonomisi

    Dijital mecralar karlarını etkileşim üzerinden elde ederler. Olumlu ya da olumsuz herhangi bir etkileşim, daha fazla insanın içeriğe ulaşmasını sağlamak üzere optimize edilmiştir. Daron Acemoğlu’nun İktidar ve Teknoloji kitabında belirttiği Facebook’un Madagaskar’daki toplu katliama sebep olacak içerikleri nasıl ön plana çıkardığı, bu katliamın gerçekleşmesine olan katkısı ve bundan zerre kadar sorumluluk hissetmemesi; bu bağlamda etkileşim algoritmalarının ne kadar acımasız olabileceğinin güzel örneklerinden biridir. Bu sürece dahil olan insanlar da aynı şekilde herhangi bir sorumluluk hissetmezler. Tiktok, instagram ve diğer mecralarda gerçekleştirilen maymunlukların; etkileşim canavarı sürece dahil olduğunda bireysel aklı feda etmek konusunda ne kadar ikna edici olduğu görülebilir.

    Canavarı Besleme, (Feeding the Monster)

    Etkileşim ekonomisi odaklı platformlar(algoritmalar), paydaşlar tarafından oluşturulmuş “karanlık kırıntıları” etrafa saçarak insan doğasının karanlık taraflarını da etkileşimin bir malzemesi haline getirirler. Bu bağlamda bireylerin düşüncelerini gösterim ve maruz bırakma yöntemiyle -amplifikatör etkisiyle- kalıcı hale getirirler. Hali hazırda sosyal medya birbiriyle aynı düşünen insanların birbirlerini onayladığı ve ne kadar kalabalık oldukları konusunda birbirini ikna ettikleri bir alana dönüşür. Tabi burada etkileşim sürecini yürütmek ve yönetmek için teknoloji yeni kar mekanizmaları icat etmiştir. (bot hesaplar vb.) Sahte bilginin (fake news) in gerçek bilgiye nazaran ne kadar çabuk yayıldığı konusunda da kaydadeğer bilimsel çalışmalar mevcut. Dolayısıyla sosyal medya genelde iyi yönde değil kötü yönde insanları radikalize eder ve eyleme geçmeyecek bazı düşüncelerin eyleme geçmesini sağlamaya yardımcı olur. Özellikle buna sürü psikolojisi etkisini de eklediğimizde ortaya kaotik sonuçlar doğuran eylemler çıkar.

    FOMO (Fear of Missing Out)
    Etkileşim canavarının en çok beslediği ve beslendiği unsur bu olsa gerek. Toplumsal infialler, afetler, kimsenin bilmediğini topluluğa yayma kaygısı, farkındalık ve duygusal tatmin aracı gibi daha onlarcası sayılabilecek dürtülerin kaçırmama kaygısını tetiklediğini söylemek mümkün. Örneğin nişi mizahı içerik üretmek olan sosyal medya hesaplarının farkındalık ve yardım etmek düşüncesiyle aslında bedelini ödemekten imtina edecekleri bazı bilgileri yaydığına hepimiz şahit olmuşuzdur. Bu noktada etkileşim canavarı bir melek olarak iyi niyet ve insan onuruna olan katkı sağlama dürtümüzü tetikler. Birşeyleri kaçırdığımız, bunun bir parçası olmamız gerektiğini düşünürüz. Sosyal medyayı sadece anonim insanların kullanmadığını, kimi insanlarında gerçek kimlikleriyle bu mecrada yer aldıklarını ancak bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde bunun parçası olduklarının farkında olmak gerekiyor.

    Çözüm Önerileri

    1-Homeless IP vs Human IP
    Günümüzde nasıl bir insanın yalnızca bir adresi mevcutsa ve bu çoğaltılamıyorsa, aynı şekilde dijital IP adresi de statik ve unique olabilir. Bir adres edinmek için nasıl kira verilmesi gerekiyorsa, dijital adres de belirli bir ücret karşılığı satın alınabilir. Bu homeless ip’ler olmayacağı anlamına gelmiyor ancak bunların erişimi oldukça kısıtlı olup yalnızca izleme için kullanılmalıdır. Kanun koyucuların platformlar

    2-Etkileşim Vergisi
    Bu düşünce ilk aklıma geldiğinde bana da saçma gelmişti. Ancak bireyleri ve şirketleri kalıcı ve işe yarar önlemler konusunda zorlamak adına git gide daha makul bir zemine oturdu. Bildiğiniz üzere bazı şirketler amerikan seçimlerindeki müdahale iddasından sonra fact check adı altında bazı önlemleri devreye aldılar, ancak bu şirket faydasına olmadığı ve etkileşim canavarını beslemediği için bir süre sonra kaldırıldı. Şirketler ve bireyler etki alanları konusunda vergilendirilirse daha sorumlu ve kalıcı yöntemler uygulamaya zorlanmış olurlar.

    Emrah Safa Gürkan hocanın güzel bir düşüncesi var, “Bir şey sektör haline halmezse toplumda karşılık bulmaz” diye. Sektör haline gelmiş bazı alanları regüle etmek zorunluluğu kamu otoritesinin temel görevlerinden biridir. Bu konuda özgürlük, ifade hürriyeti, bilgiye ulaşma ve yayma insiatiflerinin çok önemli olduğunun farkındayım ancak kurallarını sermayedarlarının ve bir kaç imtiyazlı dahinin belirlediği dijital mecraların tüm eylemlerinin de bu kavramlarla bağdaştırılmasına karşı çıkıyorum.

    Son olarak, böyle bir kaygıyı kendinize dert edinip tecrübeniz ve tecrübeli bir ekiple hayata geçirme çabanız için teşekkür ederim.

    Selamlar, Saygılar
    A.Recai

    • Ana yazidan daha uzun bir yorumu ilk defa okuyorum. Saka bir yana bu guzel yorum icin cok tesekkurler. Cozum Onerileri bolumune kadar olan paragraflarin buyuk cogunlugunda benzer dusunuyoruz. Ama cozum onerilerinin her ikisinin de cozum olacagini dusunmuyorum. Her ikisinin de asiri totaliter bir yapisi olmasi nedeniyle hem kabul gorecegini sanmiyorum hem de uygulanabilir oldugunu dusunmuyorum.

      Ancak sorunun varligi ve buyuklugu konusunda cogu kisi zaten benzer dusunuyor. Onemli olan cozumun ne olacagi konusunda uzlasmak zaten. Birden fazla cozum olma ihtimali de daha yuksek bu arada. Ama bu kadar insanin dert ettigi bir durum icin bu derdi cozmek icin ugrasan insan sayisinin da zaman icinde artacagini, mutlaka birbirinden guzel cozumler uretilecegini ve bu garabet haline gelmis sosyal medyanin alternatiflerinin yakin zamanda hayata girecegine inancim tam.

Bir Cevap Yazın

Erdem Yurdanur sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin